Freelance Çalışmanın Hesabı: Saat Ücreti, Kapsam ve Müşteri Dağılımı
Freelance çalışmaya geçerken en sık yapılan hata teknik değil, aritmetik: insanlar saat ücretini maaşlarından türetiyor ve ilk yılın sonunda neden daha çok çalışıp daha az kazandıklarını çözemiyor. Fiyat, kapsam ve müşteri dağılımı birlikte yönetilmezse serbest çalışma, patronu olmayan bir taşeronluğa dönüşüyor. Aşağıdakiler teoriden çok hesap.
Saat ücretini maaştan türetmeyin
Yaygın yöntem şu: aylık maaşı aylık çalışma saatine bölersin, üstüne bir pay koyarsın, saat ücretin çıkar. Sorun, bölen sayının yanlış olması.
Ayda 22 iş günü, günde 8 saat, toplam 176 saat. Bu 176 saatin tamamı faturalanmaz. Teklif yazmak, müşteri aramak, fatura kesmek, muhasebeciyle uğraşmak, kendi sitenle ilgilenmek faturalanmaz. Pratikte faturalanabilir oran %55 civarında kalır, yani ayda 95-100 saat. Hedef geliri 176'ya değil 97'ye bölmek gerekir; bu tek başına saat ücretini yaklaşık 1,8 katına çıkarır. Üstüne vergi, sigorta, tatil ve hasta geçen günler gelir.
Buradan çıkan kural basit: aynı hayat standardını korumak için brüt hedefin, bıraktığın maaşın kabaca iki katı olmalı. Bu sayı ilk bakışta yüksek göründüğü için çoğu kişi ilk yıl kendini ucuza satar. Sonrası daha zor, çünkü aynı müşteriye ikinci yıl iki kat zam yapamazsın.
Kapsam sözleşmeyle değil, ilk itirazla korunur
Sözleşme gerekli, ama kapsam kaymasını sözleşme durdurmaz. Kayma küçük ricalarla olur. "Şuraya bir buton daha ekleyelim." "Bunu da hallediver." Her biri tek başına yarım saat, toplamı projenin kârı.
İşe yarayan tek şey, ilk küçük ricada tavrını belli etmek. Yapılır, iki saat sürer, ek kalem olarak yazıyorum. Bu cümleyi projenin ikinci haftasında kurarsan gerisi kolay gelir; üçüncü ayda kurmaya kalkarsan müşteri haklı olarak alışkanlığın değiştiğini düşünür.
Tek müşteri, gelirin yarısı
Gelirinin yarısından fazlası tek müşteriden geliyorsa serbest çalışan değil, güvencesi olmayan bir sözleşmeli çalışansın. Fark, o müşteri bütçesini dondurduğu gün ortaya çıkar. Bir dönem gelirimin yarıdan fazlası tek müşteriye bağlıydı ve o müşteri projeyi altı aylığına rafa kaldırdığında bunun ne demek olduğunu yakından gördüm.
Kullanışlı bir eşik var: tek müşterinin payı %30'u geçtiğinde yeni iş aramayı takvimine al, %50'yi geçtiğinde bunu acil işlerin arasına koy. Arama yaparken en verimli kanal ilan siteleri değil, daha önce birlikte çalıştığın insanlar. İlan sitelerinde fiyat üzerinden yarışırsın, eski müşteride iş üzerinden.
Ekibe geçmenin gerçek eşiği
Tek kişilik işi büyütmenin iki yolu var: saat ücretini yükseltmek ya da başka birinin saatini satmak. İkincisi göründüğünden pahalıdır. Yeni kişi ilk aylarda net üretim değil, senden zaman götüren bir kalem olarak başlar; işi anlatmak, kontrol etmek ve düzeltmek de senin faturalanabilir saatinden düşer.
Eşik şu: aylardır reddetmek zorunda kaldığın iş miktarı, bir kişinin maliyetini karşılamaya başladıysa ekip mantıklı. Reddedilen iş yoksa ekip kurmak, boşluğu doldurmak için satış yapmak zorunda kalmak demek. O noktadan sonra işin yazılım değil satıştır, bunu baştan bilerek girmek gerekir.
Beceriyi taze tutmak
Serbest çalışırken kimse sana eğitim bütçesi ayırmaz, konferansa göndermez, mentor atamaz. Tasarım ve kullanıcı deneyimi tarafında iş alıyorsan Interaction Design Foundation gibi kaynaklar makul bir başlangıç noktası. Ama asıl öğrenme yeni müşteride olmuyor. Aynı işi ikinci kez, ilkinde nerede tökezlediğini bilerek yapmakta oluyor.