Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Freelance Girişimcilikte Niş, Fiyat ve Faturalanabilir Saat

Freelance Geçiş: Niş Daraltma ve Saat Ücreti Hesabı

Freelance çalışmaya geçenlerin çoğu iş bulamadığı için değil, fiyatını yanlış kurduğu için ilk yıl içinde geri dönüyor. Tutkunuzu keşfetmek bu işin kolay tarafı. Zor tarafı, o tutkunun hangi dar diliminin karşılığında birinin gerçekten para ödediğini bulmak ve o dilimin saatini doğru fiyatlamak.

Tutku geniştir, niş dardır

Kendi işini kurma tavsiyelerinin neredeyse tamamı iki şeyi arka arkaya söyler: tutkunu bul, sonra bir nişe odaklan. Bu ikisi aynı yöne çekmez. Tutku geniş bir alandır: tasarım, yazı, veri. Piyasa ise dar bir cümleye para öder. Abonelik ürünlerinde iptal akışı, e-ticaret için ürün açıklaması, küçük ekipler için raporlama otomasyonu.

Tutku listesi çıkarmak başlangıç için işe yarar. Hangi işte zamanın geçtiğini fark etmiyorsunuz, çevreniz sizden hangi konuda yardım istiyor, geçmişte hangi iş size anlamlı geldi. Interaction Design Foundation'ın ilgi alanı keşfi üzerine yazısı bu soruları derli toplu veriyor. Ama liste tek başına bir teklif değildir.

Testi basit: nişinizi tek cümleyle yazın, sonra o cümlenin geçtiği bir iş ilanı ya da freelance brief'i arayın. Peki ya hiç bulamazsanız? İki ihtimal var. Ya kimse o işi dışarıdan almıyordur, ya da alıyordur ama başka bir isimle arıyordur. İkincisiyse ismi düzeltin. Birincisiyse nişi bir tık genişletin ve aramayı tekrarlayın.

Yılda 1920 saat çalışır, 1150 saat faturalarsınız

Gelir hesabının en sık atlanan yeri burasıdır. Kaba hesap şöyle: yılda 52 hafta, tatil ve resmi tatiller için 4 hafta düşün, kalan 48 hafta × 40 saat = 1920 saat. Bu saatlerin hepsini faturalayamazsınız. Teklif yazmak, müşteri aramak, sözleşme, fatura, muhasebe, kendi sitenizi güncellemek, yeni bir şey öğrenmek. Hiçbiri ücretli değildir ve toplamda zamanın %40'ını rahatça alır. Geriye 1150 saat civarı kalır.

Buradan çıkan sonuç şu: maaşlıyken aldığınız yıllık toplamı hedefliyorsanız saat ücretiniz o toplamın 1920'ye değil 1150'ye bölümü olmalı. Yani yaklaşık 1,7 katı. Üstüne bir de işverenin sizin için ödediği ama bordroda görmediğiniz kalemler var: sigorta, ekipman, ücretli izin, eğitim. Hepsi artık sizin gider satırınız.

Peki ilk yıl 1150 saati dolduramazsanız? Dolduramayacaksınız, bu normal. O yüzden ya fiyatı bunu bilerek kurarsınız ya da ilk yılın açığını baştan bir rakam olarak yazıp o kadar nakit ayırırsınız. Hedef koyup ölçmenin pratikteki karşılığı da budur: her hafta kaç saat faturaladığınızı tek bir tabloda tutmak. Tuttuğunuz anda fiyatınızın tuttuğunu ya da tutmadığını üç ayda görürsünüz.

Marka kimliği ilk beş müşteriden sonra yazılır

Yaygın tavsiye listesi işe marka kimliğiyle başlatır: logo, renk, ton, konumlandırma cümlesi. Sıra yanlış. Marka kimliği, ne iş yaptığınızı öğrendikten sonra yazılan bir özettir. İlk beş müşteriniz size hangi işi sattığınızı, o işi hangi kelimelerle sorduklarını ve neye itiraz ettiklerini söyler. Konumlandırmanız zaten o beş işin ortak noktasıdır, masa başında icat edilecek bir şey değil.

Bu süre boyunca tek pazarlama aracınız portföy olur. Üç tane düzgün vaka anlatımı, on ekran görüntüsünden fazlasını yapar: sorun neydi, ne denediniz, ne oldu, müşteri ne kazandı.

Site kurmak bir hafta sonu işidir

Portföy sitesi beş sayfadır. Ana sayfa, ne yaptığınız, üç vaka, iletişim. Bunun için içerik yönetim paneli, tema sistemi, blog altyapısı kurmak ilk ayların en pahalı zaman hatasıdır (beş sayfalık bir site için panel, çözdüğünden fazla iş çıkarır). Alan adı, statik bir site, sertifika ve çalışan bir iletişim formu; hepsi bir hafta sonuna sığar, sonrasında aylık bakımı yok denecek kadar azdır.

Sitenin işi de tektir: gelen kişi on saniyede ne yaptığınızı anlasın ve size ulaşacak bir yol bulsun. Trafiğin peşine ilk yıl düşmeyin. İlk işler tanıdıktan, eski iş arkadaşından ve dar bir toplulukta düzenli görünür olmaktan gelir.