Kapsayıcı İçerik Modelleri: Zorunlu Alan Kimi Dışarıda Bırakır?
1920'lerde New York'un park yollarına yapılan alçak köprüler, otobüsle gelen toplulukların plajlara ulaşmasını fiilen engelledi. Kimseyi açıkça yasaklamayan bir tasarım kararı, sonuçta bir grubu dışarıda bıraktı. İçerik modelleri de aynı işi sessizce yapar: hangi alanın zorunlu olduğu, hangi formatın kabul edildiği, kimin katkı verebileceğine karar verir.
Ayna yaklaşımı nereye kadar işe yarar
İçerik modellemenin klasik tarifi basit: gerçek dünyadaki nesneleri ve aralarındaki ilişkileri sisteme yansıt. Bir sanat müzesi sitesinde sanatçı, eser ve sergi varlıklarını çıkarır, aralarındaki bağları kurarsın. Çoğu proje için bu kadarı yeterli.
Sorun, aynanın önündeki dünyanın kendi ayrımlarını da yansıtması. "Bağlı olduğu kurum", "temsil eden galeri", "koleksiyonda yer aldığı müzeler" gibi alanlar bir sanatçı için doğal, başka biri için doldurulamaz. Model onları zorunlu tuttuğu anda ikinci grup katkı veremez hale gelir. Üstelik bu, bir politika kararı gibi değil, teknik bir detay gibi görünür.
Zorunlu alan bir içerik kararıdır
LinkedIn'in profillerde şirket adı istemesi tipik örnek. Serbest çalışan, kooperatif üyesi ya da kendi işini yeni kurmuş biri o kutuyu ya boş bırakır ya da uydurur.
Böyle bir alan iki tür maliyet üretir. Kullanıcı ya süreçten düşer, ya kendini eğip modele uydurur. İkinci durumda kayıt dolu görünür ama içindeki veri gerçeği taşımaz, sonra o veriye dayanan her liste ve filtre yanlış çalışır.
Şemada bir alanı zorunlu yapmak beş saniyelik bir iş, geri almak mevcut kayıtların tamamına dokunmak demek. Alanları boş bırakılabilir başlat, gerçekten gerekli olduğunu görürsen sonradan sıkılaştır.
Serbest alan mı, sıkı sınır mı
2021'de düzenlenen Live in America tiyatro festivali, ABD ve Meksika'dan birbirine hiç benzemeyen toplulukları bir araya getirdi. Katılımcı biyografileri için tek bir kural kondu: beş kelime.
İlk bakışta burada bir çelişki var. Kapsayıcılık üzerine yazılanların çoğu "alanı serbest bırak" der ve örnek olarak neredeyse hiçbir kuralı olmayan Twitter biyografisini gösterir. Beş kelime sınırı bunun tam tersi.
İkisi de işe yarıyor, çünkü belirleyici olan alanın serbest ya da sınırlı olması değil, formatın belirli bir geçmişi ödüllendirip ödüllendirmemesi. Uzun bir özgeçmiş alanı, kurumsal arşivi olan sanatçıyı öne çıkarır; yeni başlayan ya da kurum dışında üreten kişi aynı alanı doldurmaya çalıştığında zayıf görünür. Beş kelime herkesi aynı zemine indirir, kimsenin kurumsal geçmişi orada avantaja dönüşmez.
Yani sorulacak soru "ne kadar yer verelim" değil, "bu alanı kim rahatça doldurur".
Modeli kurarken işe yarayan birkaç kural
- Zorunlu alanların sayısını baştan sınırla. Her zorunlu alan aynı zamanda bir katılım şartı.
- Kimlik ve deneyim anlatan alanları açık uçlu tut, kapalı seçim listesine sıkıştırma.
- Sınır koyacaksan uzunluğa koy, biçime değil. "En fazla 300 karakter" herkese aynı şekilde uygulanır, "kurum, unvan, yıl" uygulanmaz.
- Modeli, alışılmış profile uymadığını bildiğin bir kişiyle doldurmayı dene. Formu değil, modeli test ettiğin tek an burasıdır.
İçerik modeli, bir sitenin kim için kurulduğuna dair en erken ve en kalıcı ifade. Arayüzü değiştirmek bir günlük iş, alanları değiştirmek birikmiş veriye dokunmayı gerektirir. Kapsayıcılık tartışmasının yeri de bu yüzden arayüz değil, model.
Kaynaklar