Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Yazı da Arayüzün Parçası: Metinle Kurulan Kullanıcı Deneyimi

Arayüz Metni ve Okunabilirlik: Pratikte Ne İşe Yarıyor?

Bir arayüzde en çok okunan şey butonun rengi değil, üstündeki iki kelimedir. Buna rağmen metin çoğu projede tasarım bittikten sonra doldurulacak bir boşluk olarak kalır. Yazıyı da bir tasarım kararı saymak, hangi kelimenin nereye yazılacağından çok daha fazlasını değiştiriyor.

Metin neden tasarımın parçası

Görsel hiyerarşi kullanıcıya nereye bakacağını söyler, metin ise ne yapacağını. İkincisi eksik kaldığında ilkinin pek bir anlamı kalmıyor. BBC ya da The Guardian gibi ağır trafikli yayınların rahat okunması sayfa düzeninden çok cümle kurma disiplininden geliyor: kısa giriş, tek fikir taşıyan paragraf, bağlamsız da anlaşılan başlık.

Kötü metnin faturası tasarım dosyasında görünmez, destek kanalında görünür. "Bu ekranda dilerseniz ilgili alanı düzenleyebilirsiniz" diye başlayan bir açıklama kimsenin sorusunu cevaplamaz, ama aynı ekran için her hafta aynı soru tekrar sorulur.

Okunabilirlik puanına ne kadar güvenmeli

Flesch-Kincaid gibi testler metni hece ve kelime uzunluğu üzerinden puanlar. Formül İngilizce için kalibre edildi, Türkçe ise eklemeli bir dil: "gönderebilirsiniz" tek kelime, altı hece. Aynı formülü Türkçe bir metne uygulayınca sonuç, cümle gerçekten karmaşık olduğu için değil, dilin yapısı gereği kötü çıkar. Türkçe için uyarlanmış Ateşman formülü tam da bu yüzden var.

Peki puan olmadan ne yapacaksınız? Metni yüksek sesle okumayı, okunabilirlik puanından daha güvenilir bulurum. Nefesin tükendiği yer, cümlenin bölünmesi gereken yerdir; hiçbir formül bunu o netlikte söylemiyor.

Bağlantı metni ve "buraya tıklayın"

Ekran okuyucular sayfadaki bağlantıları ayrı bir liste halinde sunabiliyor. O listede alt alta on tane "buraya tıklayın" görünce bağlam tamamen kayboluyor. Bağlantı metni, çevresindeki cümle olmadan da hedefin ne olduğunu söylemeli.

Bir de sık tekrarlanan şu kural var: aynı sayfada birden fazla bağlantı verme. Kuralın işe yarar hali biraz farklı. Sorun tekrar değil, aynı metnin farklı hedeflere gitmesi. "Fiyatlandırma" yazan iki bağlantı iki ayrı sayfaya çıkıyorsa kullanıcı hangisine tıkladığını bilemez, geri gelip ikincisini denemek zorunda kalır.

Parçalamak her zaman işe yaramaz

Uzun paragrafı madde işaretlerine bölmek okunabilirliği kendiliğinden artırmıyor. Çoğu zaman cümleler arasındaki bağı koparıyor ve o bağı kurma işini okuyucuya devrediyor. Liste, gerçekten liste olan yerde çalışır: sıralı adımlar, birbirinin alternatifi seçenekler, karşılaştırılacak değerler.

Tablo için de aynı ölçü geçerli. İki sütunlu ve üç satırlı bir tablo genellikle iki cümledir.

Ton, kılavuz dosyasında değil üç yerde belli olur

Marka dili çoğunlukla bir kılavuzda tanımlanır ve orada kalır. Kullanıcının fark ettiği kısım daha küçük bir yerde duruyor: hata mesajının kullanıcıyı suçlayıp suçlamadığı, boş ekranın ne yapılacağını söyleyip söylemediği, onay butonunun yapacağı işi adıyla anıp anmadığı. "Kaydet" ile "Tamam" arasındaki fark, kılavuzdaki bütün ton tarifinden daha çok şey anlatır.

Kaynak