Rat Race'ten Çıkmak: Tasarım Düşüncesini Kendi Hayatınıza Uygulamak
Rat race, hedefi belirsiz ama temposu yüksek bir koşu. Sorun işin kendisi değil, işin neden yapıldığının kaybolması. Tasarım düşüncesi bu noktada gerçekten kullanışlı bir araç, çünkü her tasarım kararı mevcut durumdan istenen duruma nasıl geçileceği sorusuyla başlar. Ama aynı araç, kariyer tavsiyesi kılığında geri gelip insanı yarışın içine yeniden sokabiliyor.
Yarışı yarış yapan şey tempo değil
Rat race'i yorucu kılan koşunun hızı değil, ölçütün başkası tarafından konmuş olması. Metro, iş, uyku döngüsünde insanın kendi kriteri yoktur; maaş, unvan, teslim tarihi gibi dışarıdan verilmiş göstergelere göre koşar. Bu göstergeler kötü oldukları için değil, sizin sorunuza cevap vermedikleri için tatminsizlik üretirler.
Hedefsizlik de çoğu zaman hedef yokluğu değildir. Ortada bir hedef vardır, sahibi başkasıdır.
Tasarımın aktarılabilir kısmı
Herbert Simon'un tanımı bu iş için hâlâ en kullanışlısı: mevcut durumu tercih edilen bir duruma çevirmeyi amaçlayan eylemi kuran herkes tasarım yapıyordur. Cümlenin ağırlığı "tercih edilen" ifadesinde. Kimin tercih ettiği belirlenmeden yapılan iş tasarım değil, uygulamadır.
Bir tasarım sürecinde zamanın büyük kısmı çözümü üretmeye değil, problemi doğru tanımlamaya gider. Kullanıcı görüşmesi, rekabet analizi, iterasyon; hepsi o tanımı sağlamlaştırmak için var. Kişisel hayata taşınabilen şey bu araçlar değil, sıralamadır: önce kimin için neyi çözdüğünüz, sonra nasıl.
SMART hedefler kişisel hayatta ters çalışır
Kariyer yazılarının ortak reçetesi, SMART kriterlerini olduğu gibi özel hayata taşımak. Bu, tarif edilen hastalığın ilacı değil, ev yapımı sürümü. Ölçülebilirlik ve zamana bağlılık kurumsal performans sisteminin iki direği; ikisini kendi hayatınıza kopyaladığınızda dışarıdan gelen göstergeyi kendi yazdığınız göstergeyle değiştirmiş olursunuz. Koşu aynen devam eder, sadece elinizdeki tabloyu artık siz dolduruyorsunuzdur.
Ölçülebilirlik hedefi ayrıca büker, çünkü sayılabilen taraf öne geçer. "Yılda kırk kitap" ölçülebilir, "okuduğunu altı ay sonra hatırlamak" değil; birincisi takip edildikçe ikincisinin yerini alır. Dışarıdan bir tarihi olan hedeflerde, yani sınav, teslim, sözleşme gibi durumlarda ölçüt ve süre yerli yerindedir. Kendinize koyduğunuz hedeflerde spesifik ve ilgili olması yeter.
Terzi kendi söküğünü diker
Mesleğinde gün boyu problem tanımı yapan biri, sıra kendi hayatına gelince aynı yöntemi kullanmayı akıl etmez. Oysa özgeçmiş, portföy, hatta haftalık takvim de birer tasarım nesnesi: bir kitlesi, bir amacı ve tanımlı bir başarısızlık biçimi var.
Kendinize soracağınız sorular da müşteriye sorduklarınızdan farklı değil:
- Bunu kimin için yapıyorum? Cevap "beklendiği için" ise problem tanımı eksik demektir.
- Beş yıl sonra hangi işleri artık yapmıyor olmak istiyorum?
- Bu hafta harcadığım zamanın hangi kısmı geri dönmüyor?
Cevaplar zamanla değişir. Yazılı olmayan cevap ise ilk yoğun haftada sessizce eski hedefe geri döner.
Kaynak