Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Mobil Uygulama Pazarı Doyduysa: Uygulama mı, Mobil Web mi?

Mobil Uygulama Pazarında Doygunluk ve Mobil Web Tartışması

Telefonunda kaç uygulama kurulu, hatırlıyor musun? Muhtemelen otuza yakın, ama gün içinde gerçekten açtıkların beş altıyı geçmiyor. Mobil uygulama pazarının bütün tartışması bu boşlukta dönüyor: mağaza büyüyor, dikkat büyümüyor. Yeni bir ürün çıkaracaksan asıl soru da buradan başlıyor.

Pazar büyük, dikkat sabit

Mağazalarda milyonlarca uygulama duruyor, kullanım ise birkaç yüz tanenin etrafında toplanıyor. Sosyal ağlar, mesajlaşma, video, harita: listenin başı yıllardır aynı isimlerden oluşuyor ve bu isimler kullanıcının gününde zaten bir yer tutmuş durumda. Yeni bir uygulamanın önündeki engel indirilmemek değil, indirildikten sonra ikinci haftaya kalmamak.

Kurulum, bir kullanıcıdan isteyebileceğin en pahalı şeylerden biri. Yer kaplar, izin ister, ana ekranda bir kare işgal eder ve karşılığında düzenli bir fayda vermesi beklenir. Ayda bir açılan bir uygulama, kullanıcının zihninde zaten silinmiş sayılır.

Dolaşan rakamlar neyi sayıyor?

Bu konudaki yazılarda ortalama kullanıcının ayda kaç uygulamaya dokunduğu sık sık geçer. İlginç olan şu: aynı yazının bir paragrafında yirmi yedi, birkaç paragraf sonra yirmi üç yazabiliyor ve ikisi de aynı araştırmaya dayanıyor görünüyor.

Peki fark nereden geliyor? Ölçüm neyi uygulama kullanımı saydığına bağlı. Ekrana bir bildirim düşmesi kullanım mı, arka planda senkron olan bir servis kullanım mı, telefon üreticisinin önceden kurduğu galeri uygulaması listeye giriyor mu? Ülke, işletim sistemi ve panel büyüklüğü değiştikçe sayı da oynuyor. Bu rakamlar bir eğilimi göstermek için iyi, ürün kararı vermek için zayıf.

Uygulama mı, mobil web mi?

Yeni bir ürünü mobil webde başlatmayı, ilk günden native uygulama yazmaya tercih ederim. Gerekçesi de romantik değil, tamamen bakım maliyeti: iki platform iki ayrı kod tabanı demek, mağaza onayı bir gecikme kalemi demek ve kritik bir hatayı düzelttiğinde düzeltmenin kullanıcıya ulaşması onun uygulamayı güncellemesine bağlı kalıyor. Webde aynı düzeltme yayına aldığın anda herkeste.

Native tarafın kazandığı yerler de belli: kamera ve sensörlere sürekli erişim, arka planda konum, gerçek çevrimdışı çalışma, cihaza yerleşmiş ödeme akışları, ağır grafik. Ürünün çekirdeği bunlardan birine dayanıyorsa tartışma zaten bitmiştir. Ürünün çekirdeği bir liste, bir form ve bir ödeme adımıysa uygulama çoğu zaman aynı işi daha pahalıya yapıyor.

PWA nereye kadar

Progressive Web App, uygulama ile web arasındaki farkı kapatma iddiasıyla geldi ve bir kısmını gerçekten kapattı: çevrimdışı önbellek, ana ekrana eklenebilme, tam ekran çalışma. iOS tarafında web push uzun süre yoktu, sonradan geldi ama kullanıcının önce siteyi ana ekrana eklemesi gerekiyor.

Asıl eksik teknik değil, keşfedilebilirlik. Mağazada arama yapan bir kullanıcı seni bulabilir; ana ekrana ekleme ise kullanıcının kendi kendine yapması gereken, kimsenin öğretmediği bir hareket. PWA bir dağıtım kanalı değil, mevcut ziyaretçini elde tutma yöntemi.

Yeni çıkan için işe yarayan şeyler

Birkaç yüz uygulamanın hakim olduğu bir yerde rekabet etmek, o listeye girmeye çalışmak anlamına gelmiyor. Dar bir işi çok iyi yapan, açıldığında ne yapacağı bir saniyede anlaşılan ürünler hâlâ yer buluyor.

  • İlk açılıştan ilk faydaya kaç adım var, onu say ve azalt. Kayıt ekranını mümkün olduğunca geciktir.
  • Ölçmen gereken şey indirme değil, yedinci gün geri dönüş. İndirme sayısı pazarlama raporunu güzelleştirir, ürünün yaşayıp yaşamadığını söylemez.
  • Mobil web sayfan uygulamanın vitrini olsun. Uygulamayı zorla indirtmeye çalışan tam ekran katmanlar, ziyaretçinin bir kısmını daha o sayfada kaybettiriyor.

Mobil uygulama pazarı ölmedi, sadece bedavaya büyüme dönemi bitti. Karar da genel bir eğilime değil, ürününün cihazdan gerçekten ne istediğine bakılarak veriliyor.

Kaynak