Twitter’da UX: Kimi Takip Etmeli, Kimden Ne Beklemeli
UX için hazırlanan Twitter takip listeleri yayımlandıkları gün eskimeye başlar. Buradaki isimlerin bir kısmı hâlâ düzenli yazıyor, bir kısmı platformu yıllar önce bıraktı ama adları listelerde dolaşmayı sürdürüyor. Kimi takip edeceğinden önce cevaplanması gereken soru şu: takip ettiğin kişiden temel bilgi mi bekliyorsun, güncel gündem mi?
Kitabı tweetinden değerli olanlar
Steve Krug, Don Norman ve Bill Buxton neredeyse her UX takip listesinin başında durur. Üçü de alanın temel metinlerini yazdı: Don’t Make Me Think, The Design of Everyday Things, Sketching User Experiences. Peki bu hesapları takip etmek sana ne kazandırıyor? Çoğunlukla, kitaplarda uzun uzun kurulmuş fikirlerin bir cümlelik hali.
Kötü bir şey değil, ama takip listesine girmek için zayıf bir gerekçe. Norman’ın çalıştığı çizgiyi gerçekten izlemek istiyorsan Nielsen Norman Group’un makale arşivi haftalık akar ve tek bir gönderiden çok daha doyurucudur. Kanonu okumakla kanonun yazarını takip etmek aynı şey değil.
Gündemi taşıyanlar
Asıl faydası olan grup, hâlâ iş yapan ve yaptığı işi anlatan pratisyenler. Onlarda okuduğun şey bir sonucun özeti değil, sürecin ortasından bir kesit oluyor.
- Luke Wroblewski: “Mobile First” yaklaşımını yazdı, uzun süre Google’da ürün tarafında çalıştı. Form tasarımı ve giriş akışları üzerine paylaştıkları hâlâ en somut kaynaklardan biri.
- Laura Klein: Lean UX ve erken aşama ürünler. Kullanıcı araştırmasını iyi olsa hoş olur işi olmaktan çıkarıp haftalık rutine sokan tarafta durur.
- Karen McGrane: İçeriğin mobilde ne hale geldiğini tartışan ilk isimlerden.
- Kristina Halvorson: Aynı alanın kurumsal ucu; içerik stratejisini süreç ve ekip meselesi olarak ele alır.
- Khoi Vinh: New York Times’ın eski tasarım direktörü, sonrasında Adobe. Ürün tasarımıyla görsel tasarımın kesiştiği yerden yazar.
- Peter Merholz: Adaptive Path’in kurucularından ve weblog kelimesini kısaltıp blog yapan kişi. Son yıllarda daha çok tasarım ekiplerinin nasıl kurulduğu üzerine yazıyor.
- Irene Au: Google, Yahoo ve Udacity’de tasarım liderliği yaptı, ardından yatırım tarafına geçti. Tasarımcının şirket içinde nerede durduğuna dair az bulunur bir bakış.
Liste burada bitmek zorunda değil. Scott Jenson, Daniel Burka, Josh Brewer, Patrick Neeman gibi adlar da aynı rafta duruyor. Ama uzatmanın bir noktadan sonra faydası azalıyor.
Yirmi sayısının kendisi bir sorun
Bu listeler neden hep yuvarlak sayıyla biter? Çünkü on dokuz isim başlıkta iyi durmaz. Sonuç ortada: gerçekten okunacak beş altı hesabın arkasına sayıyı tamamlamak için on isim daha eklenir ve liste kendi değerini seyreltir.
Sayı arttıkça akışın da bozulur. Yirmi aktif hesap günde rahatlıkla elli altmış gönderi üretir, üstüne alıntıladıkları içerik gelir; bunların hangisini göreceğine sen değil sıralama algoritması karar verir. Yirmi hesabı tek tek takip etme. Bir liste aç, hepsini oraya koy, ana akışına hiç ekleme. Liste zaman sırasıyla akar, canın istediğinde girip toplu okursun ve ana akışın UX gönderileriyle dolmaz.
Hesap sustuğunda
2022’den sonra bu isimlerin bir bölümü platformdan uzaklaştı; kimi Mastodon’a, kimi LinkedIn’e, kimi kendi bültenine ya da bloguna çekildi. Bir hesabın aylardır yalnızca alıntı paylaşıyor olması o kişinin yazmayı bıraktığı anlamına gelmiyor, çoğu zaman sadece yeri değişmiş oluyor. Takip listesi tutmanın gerçekçi hali de bu yüzden kişiyi platformdan bağımsız izlemek: adını arat, hâlâ nerede yazdığına bak, mümkünse RSS veya bülten aboneliğiyle bağla. Böyle kurulan bir liste, hangi sosyal ağın gözden düştüğünden etkilenmez.