Üç Yönlü Karşılaştırma: Repertory Grid'den Kalan İşe Yarar Kısım
İki şeyi yan yana koyduğunuzda hazır kategorilere düşersiniz: biri narenciye, öteki değil. Üçüncü bir öğe masaya gelince o kategori işe yaramaz, daha ince bir ayrım bulmak zorunda kalırsınız. Üçlü karşılaştırmanın bütün mekaniği bu zorlamadan ibaret, gerisi uygulama disiplini.
Mekanik basit, disiplin zor
Üç öğe seçilir. Soru tektir: bu ikisi hangi bakımdan birbirine benziyor ve üçüncüsü nasıl ayrışıyor? Cevap tek kelime olarak değil, iki uçlu bir boyut olarak yazılır. Kalıcı görünür / istek üzerine açılır gibi. Sonra öğelerin yeri değişir ve aynı soru yeni üçlüye sorulur.
Yöntemin kökeni George Kelly'nin 1955'te tarif ettiği repertory grid tekniği. Kelly bunu kişilerin dünyayı hangi ikili boyutlarla ayırdığını haritalamak için kurmuştu; ürün ekiplerinin fikir üretme aracı olarak devralması sonradan oldu. Devralmada bir şey de kayboldu. Kelly'de amaç kişinin kendi kategorilerini görmekti, ürün masasında ise beklenti çoğu zaman "buradan yeni bir özellik çıksın" oluyor. Aynı mekanik, farklı iş.
Üçlü sayısı hızla elden çıkıyor
"Daha çok öğe koyarsan daha zengin sonuç alırsın" sezgisi burada ters çalışır. n öğeden kurulabilecek üçlü sayısı n(n-1)(n-2)/6 ile büyür: beş öğede 10 üçlü, altıda 20, sekizde 56, onda 120. Bir üçlüyü dürüstçe konuşmak beş dakika sürüyorsa 120 üçlü on saat eder, yani liste büyüdükçe yöntem uygulanabilir olmaktan çıkar.
Pratik karşılığı şu: öğe sayısını beş altıyla sınırlayın, ya da uzun listeden kasıtlı bir alt küme seçin (birbirine en çok benzeyenleri). Uzun bir seçenek listesini elemek için üçlü karşılaştırmaya başvurmak, tam da liste uzun olduğu için kendi kendini yiyen bir tavsiye.
Çıkan şey fikir değil, boyut listesi
Yöntemin en çok tekrarlanan iddiası örtük bilgiyi açığa çıkardığı. Kısmen doğru: masadakilerin kelimeye dökmediği ayrımlar, üçlüyü açıklamaya çalışırken cümleye dönüşüyor. Ama çıkan şey ürün hakkında bir gerçek değil, o odadaki insanların ayrım yapma alışkanlığı. Üç kıdemli tasarımcıyla yapılan oturum size üç kıdemli tasarımcının kategorilerini verir. Kullanıcının kategorilerini istiyorsanız üçlüleri kullanıcıya sormanız gerekir, bu da bambaşka bir oturum.
İkinci sorun eleme. Yirmi üçlüden kolayca kırk boyut çıkar ve bunların bir bölümü aynı şeyin farklı adıdır. Ayıklamayı oturumun içinde yapmaya kalkarsanız tartışma oraya kilitlenir; boyutları ham haliyle toplayın, eş anlamlıları sonradan tek başınıza birleştirin.
Nerede işe yarıyor
Üçlüleri ben genelde var olan bir şeyi anlamak için kullanırım, sıfırdan fikir üretmek için değil. Rakip arayüzler, kendi ürününüzün üç sürümü, aynı akışın üç farklı ekranı: bunların arasında zaten sezgisel bir fark hissi vardır ve yöntem o hissi cümleye çevirir. Boş sayfa karşısında toplanıp üçlüleri oracıkta uyduran ekiplerde ise seçim keyfi olur, keyfi seçimden çıkan boyutlar da öyle.
Boyutu not alma biçimi sonucu doğrudan değiştiriyor. Tek ucu yazılan boyut ertesi gün anlamsızlaşır. "Hızlı" kendi başına bir şey söylemez; "hızlı / kasıtlı olarak yavaşlatılmış" ise üzerinde karar verilebilecek bir eksen olur.