Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Tasarımcılar İçin 5 Uygulama: Hangisi Kalıcı, Hangisi Değil

5 Tasarımcı Uygulaması ve Araç Seçerken Sorulacak Tek Soru

Tasarımcı araç listeleri çabuk eskiyor. Interaction Design Foundation'ın derlediği şu beş uygulamaya yıllar sonra baktığımda ikisi hâlâ masamda duruyor, biri niş bir merak, ikisi de yerini alışkanlığa bıraktı. Aşağıda her birinin ne yaptığını ve tam olarak nerede tıkandığını yazdım.

Fiyat hesaplayıcı bir başlangıç, cevap değil

MYPRICE ve benzeri araçlar proje tipini, deneyim yılını, işin karmaşıklığını sorup bir aralık veriyor. Hiç fikri olmayan biri için fena bir çıpa değil. Sorun, bu hesaplayıcıların beslendiği verinin çoğunlukla ABD ve Batı Avrupa pazarından gelmesi. Türkiye'de serbest çalışan birine çıkan rakam ya hayal ürünü oluyor ya da bir yıl içinde enflasyonla anlamsızlaşıyor.

Kendi tabanını hesaplamak on dakika sürer. Yıllık giderlerini topla (vergi, muhasebeci, yazılım abonelikleri, ekipman, sigorta), üstüne hedeflediğin kazancı ekle, çıkan sayıyı faturalanabilir saat sayısına böl. İnsanların yanıldığı yer tam olarak o bölen. Yılda 250 iş günü, günde 8 saat, toplam 2000 saat. Ama teklif yazmak, müşteri kovalamak, fatura kesmek, yeni bir araç öğrenmek de bu 2000 saatin içinde. Serbest çalışan birinde faturalanabilir oran gerçekçi olarak yüzde 50 ile 60 arasında, yani bölen 2000 değil 1000 ile 1200 arası. Aradaki fark saat ücretini neredeyse ikiye katlıyor ve düşük fiyat verenlerin çoğu bu hesabı 2000 üzerinden yaptığı için batıyor.

Hesaplayıcının verdiği rakam kendi tabanının altındaysa işi reddet. Üstündeyse hesaplayıcıyı kapat, o rakamı iste.

iA Writer: değeri sadelikte değil, dosya formatında

Sunum metni, konsept açıklaması, müşteriye gidecek e-postanın taslağı. Bunlar için tek sütunlu, arayüzü neredeyse görünmez bir editör iyi çalışıyor. Ama "dikkat dağıtmayan arayüz yaratıcılığı artırır" cümlesine pek inanmıyorum. Sade editör yazmayı kolaylaştırmaz, sadece kaçacak yeri azaltır.

Asıl kazanç Markdown'da. Yazdığın şey düz metin dosyası olarak kalıyor; on yıl sonra herhangi bir editörle açılır, git ile sürüm takibi yapılır, bir başkasına gönderildiğinde format bozulmaz. Notlarını kapalı formatta tutan bir uygulamada aynı şeyi söyleyemezsin. Bu yüzden iA Writer yerine başka bir Markdown editörü de aynı işi görür, önemli olan çıktının metin dosyası olması.

Behance portföy değil, vitrin

Behance keşif için iyi bir yer: sektörde ne olup bittiğini görürsün, çalışmanı gören olur. Ama orası senin evin değil. Sayfanın düzenine, çalışmanın yanında hangi işin göründüğüne, akışın seni kime gösterdiğine karar veren sen değilsin.

İş teklifi neredeyse her zaman kendi alan adındaki sayfadan gelir, çünkü müşteri orada süreci okur: problem neydi, hangi seçenekleri denedin, neden bu çözümde karar kıldın, sonuç ne oldu. Behance'ta bunun özeti ve eve dönen bir bağlantı dursun, yeter.

Bir de şu "başkalarının işlerine yorum yaparak ağını genişlet" tavsiyesi var. Yıllardır tekrarlanıyor ama karşılığını gördüğüme rastlamadım. Karşılığı olan şey, bitmiş işi değil süreci paylaşmak: eskizler, çöpe attığın versiyon, neden çöpe attığın.

Ekran görüntüsü arşivi hızla çöplüğe döner

Screenshot Journal türü araçlar beğendiğin arayüzü, renk paletini, tipografiyi tek dokunuşla kaydediyor. Kaydetmek zaten kolay olan kısım.

Günde 5 ekran görüntüsü, yılda 1825 dosya eder. Etiketsiz 1825 küçük resmin içinde aradığını bulmak, o resmi hiç kaydetmemiş olmaktan daha uzun sürer. Yani arşivin değeri kaydetme hızıyla değil, geri bulma disipliniyle ölçülüyor ve bu ikisi ters yönde çalışıyor: kaydetmeyi ne kadar kolaylaştırırsan arşiv o kadar hızlı bozulur.

İşe yarayan tek kural şu: kaydederken tek satır "neden" yaz. Neden kaydettiğini yazacak kadar bile ilgini çekmiyorsa zaten kaydetme.

Evernote: uygulamayı değil, tek gelen kutusunu seç

Evernote bu listeye girdiğinde ücretsiz sürüm cömertti. Artık değil; ücretsiz plan tek defter ve 50 notla sınırlı. "Her şeyi Evernote'a at" tavsiyesi bugün doğrudan bir abonelik tavsiyesi anlamına geliyor ve makalelerde bu genellikle söylenmiyor.

Hangi uygulamayı seçtiğin, kaç tane seçtiğinden daha az şey ifade ediyor. İki not uygulaması kullanan kişinin sıfır not sistemi vardır: aradığı şey her zaman diğerindedir. Apple Notes, Obsidian, Notion, hatta tek bir klasördeki metin dosyaları. Hepsi çalışır. Tek şart, verini dışa aktarabiliyor olman ve her şeyin aynı kapıdan girmesi.

Listeye bakınca

Bu beş uygulamanın ortak noktası yok ve listenin asıl zayıflığı orada. Fiyat hesaplayıcı, metin editörü, portföy ağı, ekran görüntüsü arşivi ve not defteri aynı cümlede toplanınca "tasarımcı araçları" gibi görünüyor, oysa yalnızca ikisi tasarım işinin kendisine değiyor. Geri kalanı işletme yönetimi.

Tek işlevli küçük uygulamaların ömrü kısa. Geliştirici bırakır, işletim sistemi güncellemesi uyumu bozar, satın alınıp kapatılır. Bu yüzden iş akışının merkezine tek kişilik bir uygulamayı koyma; çevresine koy, gittiğinde canın yanmasın. Ve bir araca bağlanmadan önce tek soruyu sor: verimi buradan dışarı çıkarabiliyor muyum? Cevap hayırsa uygulama ne kadar iyi olursa olsun kiracısın.

Kaynak