UX Araştırma Sonuçlarını Postere Sığdırmak
Araştırma raporu yazıldığı gün okunur, sonra klasörde kalır. Poster ise duvarda durduğu sürece okunma şansını korur, ama bu şansı bilgiyi seyrelterek satın alır. Asıl mesele postere ne sığdığı, neyin dışarıda kalması gerektiği ve o kağıdın ne zaman tazeleneceğidir.
Poster, raporun küçültülmüşü değildir
Bir rapor okuyucusunu masaya oturmuş, on beş dakikasını ayırmış varsayar. Poster böyle bir okuyucu bulamaz. Onu okuyan kişi ayaktadır, koridordan geçmektedir, gözü kağıda üç saniye takılmıştır. Bu üç saniyede aktarılabilen şey bir bulgudur, bir bulgu kümesi değil.
Buradan tek bir kural çıkıyor: her poster tek bir iddia taşır. Kullanıcılar arama sonuçlarında filtreyi bulamıyorsa, poster onu söyler. Kanıtı da yanına koyar, ama kanıt ana cümlenin yerini almaz.
Bir postere gerçekte ne kadar metin sığar
Bu soruya göz kararıyla cevap vermek yerine hesabını yapmak daha sağlıklı. İki üç metre uzaktan ayakta okunan bir metnin harf yüksekliği, masa başında okunan gövde metninin yaklaşık beş altı katıdır. Alan hesabı bu farkı kareyle büyütür, yani aynı yüzeye kabaca otuz kat az karakter girer.
A1 boyutundaki bir poster A4'ün sekiz katı alan sunuyor. Otuza bölünce geriye ne kalıyor: bir A4 sayfanın dörtte biri kadar metin hakkı. Rapordan poster çıkarmak küçültme işi değil, atma işidir.
Bu hesabı bir kez yapmak, "şunu da ekleyelim" tartışmasını bitiriyor. Ekleyecek yer yok. Bir şey girecekse başka bir şey çıkacak.
Duvara asılmaya değen dört şey
Araştırma çıktılarının hepsi poster malzemesi değil. Yöntem anlatımı, örneklem büyüklüğü, oturum kayıtları rapora aittir. Duvara asıldığında iş gören türler şunlar:
- Persona kartı: yüz, isim, bir cümlelik bağlam, bir cümlelik engel.
- Kullanıcı yolculuğu: adımlar ve adımların altında düşen memnuniyet çizgisi.
- Ana sorunlar tablosu: sorun, kaç kullanıcıda görüldü, önerilen çözüm.
- Takip edilen tek metrik: görev tamamlama oranı, hata sayısı, ne ölçüyorsanız o.
Dördünü aynı postere koymayın. Dört ayrı poster, dört ayrı iddia demektir ve her biri kendi başına ayakta durur.
Tarihsiz poster sessizce eskir
Posterin en büyük avantajı sürekli görünür olması, en büyük riski de aynı yerden geliyor. Üçüncü haftadan sonra göz onu duvarın dokusu gibi işlemeye başlıyor. Kimse yalanladığı için değil, artık bakmadığı için geçersizleşiyor.
Bir ekipte persona posterlerini altı ay boyunca aynı duvarda bıraktık, kimse önünde durup konuşmuyordu; köşesine tarih koyup üç ayda bir yenilemeye başlayınca poster yeniden tartışma açan bir şeye dönüştü.
Tarih koymanın ikinci faydası şu: eski bir tarihi gören kişi verinin güncelliğini sorgular. Bu sorgulamayı istiyorsunuz. Tarihsiz bir persona posteri iki yıl boyunca doğruymuş gibi durur ve kimse kontrol etmez.
Buradan pratik bir sonuç çıkıyor. Güncelleyemeyeceğiniz posteri hiç asmayın. Yenilenmeyen bir bulgu duvarda kaldıkça bilgi olmaktan çıkıp dekor oluyor.
Ekrandaki poster aynı poster değil
Dijital panolar posterin dağıtım sorununu çözüyor, ama okuma koşulunu değiştiriyor. Ekran döngüsünde bir görsel on beş saniye kalır, sonra gider. Kağıt posterde okuyucu istediği kadar durabilir; ekranda süreyi siz belirlersiniz.
Bunun tasarıma yansıması net: ekran için hazırlanan sürümde metin daha da azalır ve tek bir görsel odak kalır. Aynı dosyayı hem duvara hem ekrana göndermek, ikisinde de ortalama bir sonuç veriyor.
Bir de ölçüm tarafı var. Ekranda gösterim sayısını loglayabilirsiniz, kağıtta bunu bilemezsiniz. Ama gösterim okuma demek değil, o yüzden ekran sayaçlarına posterin işe yaradığının kanıtı gözüyle bakmayın; poster işe yaradığında bunu toplantıda birinin "şu posterdeki sorun bizde de var" demesinden anlarsınız.
Kaynaklar