UX Kariyerinde İlan Dışı Üç Fırsat Kapısı
UX'te iş değiştirmenin tek yolu ilanlara başvurmak değil. İlan zaten en kalabalık kanal: pozisyon yayına çıktığı anda aynı formu yüzlerce kişi dolduruyor. Fırsatların bir bölümü ise ilana hiç dönüşmez, içeriden ya da bir tanıdık üzerinden kapanır. Aşağıdaki üç kanalın nasıl işlediğini bilmek, aynı çabayı çok daha az rekabetin olduğu yere harcamanı sağlar.
Birinci kapı: zaten içinde olduğun şirket
İç geçiş, aynı şirkette rolünü ya da ekibini değiştirmek demek. Şirketten memnunsan ama yaptığın işten değilsen, önce buraya bak. Bunun bir nedeni var: işveren tarafında iç geçiş, dışarıdan alım yapmaktan gözle görülür biçimde ucuzdur. İlan, eleme, mülakat turları, işe alım komisyonu, sonra da ürünü ve müşteriyi hiç tanımayan birinin ilk aylarındaki üretkenlik kaybı yok olur. Bunu yöneticine kariyer diliyle değil bu dille anlat: senin yerine dışarıdan birini almak ona kaça mal olacak, sen yeni rolde ilk günden ne biliyor olacaksın.
Talebini konuşmayla bırakma. Görüşmenin ardından ne konuşulduğunu, hangi tarihte neyin gözden geçirileceğini kısa bir e-postayla özetle. Sözlü mutabakatlar ekip değiştiğinde, yönetici değiştiğinde ya da bütçe daraldığında buharlaşır.
Bu yöntemin tıkandığı yer
Doğrudan yöneticin, geçişten zarar gören taraftır. Sen gidersen ekibinde boşluk kalır ve o boşluğu doldurma yükü ona biner, dolayısıyla ilk muhatabın olarak en isteksiz kişi odur. Bunun etrafından dolaşmanın yolu, hedeflediğin ekibin yöneticisiyle önce resmi olmayan bir sohbet yapmaktır. Karşı taraf "bu kişiyi isterim" dediği anda konu senin talebin olmaktan çıkar, iki yönetici arasında bir kaynak planlaması meselesine döner.
İkinci kapı: bağlantılarının bağlantıları
LinkedIn'de ikinci derece bağlantı, senin tanıdığının tanıdığı demek. Birkaç yüz bağlantın varsa ve onların da benzer büyüklükte ağı varsa, ikinci derecede on binlerce isim görürsün. Bu sayı insanı yanıltıyor, çünkü havuzun büyüklüğü darboğaz değil.
Darboğaz aracı sayısı. Seni tanıştıracak kişi, kendi itibarından bir parça ödünç veriyor: yanlış birini tavsiye ederse bunu o öder. Bu yüzden asıl soru "kaç kişiye erişebiliyorum" değil, "kaç kişi benim için adını riske atar". Cevap genelde on beşi geçmez ve bunlar seninle gerçekten çalışmış, çıktını görmüş insanlardır. Ağını büyütmek bu sayıyı büyütmez; sadece birlikte iş yapmak büyütür.
Tanıştırma isterken aracının işini kolaylaştır. "Şu şirkette tanıdığın var mı" diye sorup topu ona atma. Hangi kişiyle, hangi konuda konuşmak istediğini yaz ve olduğu gibi iletebileceği üç dört cümlelik bir metin ekle. Aracı o metni kopyalayıp gönderebiliyorsa cevap alma ihtimalin katlanır. Olumsuz dönerse tek satırlık bir teşekkürle kapat, aynı kişiye altı ay sonra tekrar ihtiyacın olabilir.
Üçüncü kapı: sektörde yazan insanlar
Her şirkette dışarıya konuşan birkaç kişi vardır: blog yazan tasarımcı, konferansta anlatan araştırmacı, açık kaynak tarafında görünen geliştirici. Bu kişiler kendi şirketlerinin işe alım süreçlerine erişimi olan ama ilan kanalının dışında duran insanlardır. İlk mesajın iş talebi olursa cevap alamazsın, çünkü o mesajın yüzlercesini görüyorlar.
İşe yarayan şey "değerli yorum yapmak" gibi soyut bir tavsiye değil. Anlattığı yöntemi al, kendi işinde uygula, ne olduğunu bildir. "Şu makaledeki kart sıralama akışını on kişilik bir grupla denedim, üçüncü adımda herkes takıldı, sebebi şuymuş" diyen bir mesaj cevapsız kalmaz. Yazan kişiye kendi fikrinin sahadan dönüşünü getiriyorsun, bu nadir bir hediyedir. Bu ilişki aylarla ölçülür, haftalarla değil; iş açığı çıktığında akla gelen isim olmak da zaten zamanla kurulur.
Üçünün ortak koşulu
Üç kanal da aynı yerde tıkanıyor: gösterecek bir şeyin yoksa hiçbiri işlemez. İç geçişte hedef ekibin yöneticisi, tanıştırmada aracı, sohbette sektör insanı, hepsi aynı anda "bu kişi ne yapabiliyor" sorusunu soruyor.
Portföyünü buna göre kur. Bitmiş ekranların cilalı görselleri değil, bir kararın nasıl alındığını gösteren tek bir vaka çok daha ağır basar: elinde hangi veri vardı, hangi iki seçenek arasında kaldın, neden birini seçtin, sonuç ne oldu. Sonuç kötü çıktıysa onu da yaz. Yanlış giden bir projeyi dürüstçe anlatan portföy, hepsi başarı hikâyesi olan portföyden daha inandırıcıdır ve okuyan kişi de bunu bilir.
Kaynaklar