UX Trendlerinin Uygulamadaki Karşılığı
UX trend listeleri her yıl aynı üç başlıkla dönüyor: duygusal tasarım, kanallar arası tutarlılık, mobil öncelik. Üçü de geçerli. Ama üçünün uygulamaya çıkma maliyeti aynı değil, listelerde tam olarak bu kısım yazmıyor.
Duygusal tasarım renkle başlamaz
Bir arayüzün bıraktığı his, renk paletinden çok tepki süresinden geliyor. Kullanıcı bir butona bastıktan sonra ekranda yüz milisaniye içinde bir değişiklik olmuyorsa, tipografi ne kadar özenli seçilmiş olursa olsun deneyim ağırlaşır. Duygu, gecikmenin bıraktığı boşluğa yerleşiyor.
Duygusal tasarımı mikro etkileşim animasyonlarıyla başlatmam. Ana iş parçacığı meşgulken animasyon takılır, takılan animasyon hiç animasyon olmamasından daha kötü hissettirir. Önce yüklenme sırası, boş durum ekranları ve hata mesajlarının dili; süsleme bunlardan sonra gelir.
Hikâye anlatımı kısmı da fazla büyütülüyor. Bir SaaS panelinde kullanıcı anlatı aramıyor, bir sonraki adımın nerede olduğunu arıyor. Anlatının yeri onboarding ve pazarlama sayfaları; günlük kullanılan ekranlar değil.
Çok kanallı deneyimin faturası bakımdır
Tutarlılık hedefi toplantıda kolay, kodda pahalı. Beş temas noktan varsa buton yüksekliğindeki tek bir değişiklik beş ayrı yerde uygulanır, beşincisi birincisinden sapar ve sapma altı ay sonra kimsenin hatırlamadığı bir farka dönüşür. Bunun tek çözümü tek kaynaklı bir token katmanı: renk, boşluk ve yazı ölçeği tek yerde tanımlanır, kanallar oradan okur. O katman yoksa çok kanallı tutarlılık bir niyet beyanı olarak kalır.
Kaynak metinlerin çoğu tutarlılıkla kişiselleştirmeyi yan yana öneriyor, oysa ikisi aynı yöne çekmiyor. Her yeni segment, kontrol edilmesi gereken ekran sayısını kanal sayısıyla çarpar: 5 kanal ve 4 segment, elde 20 varyant demek. Segmenti artırmadan önce o 20 varyantı kim gözden geçirecek sorusunun cevabı olmalı.
Mobil bir trend değil, kısıt listesi
Mobil kullanıcı tek elle tutuyor, oturumu kısa, şebekesi çoğu zaman ofis Wi-Fi'ı değil. Bunlar moda değişince değişen şeyler değil, donanımın ve bağlamın dayattığı sınırlar. "Mobil öncelikli düşün ama masaüstünü de ihmal etme" cümlesi ise tavsiye değil, tavsiyeden kaçınma.
Net olan şu: trafiğinin ağırlığı mobildeyse dar ekranda çalışan tek sütunlu düzeni önce kur, masaüstünü o düzenin genişlemesi olarak ele al. Ağırlık masaüstündeyse sıra tersine döner ve mobil sadeleştirme olur. İkisini aynı anda merkeze koymak diye bir yöntem yok, o yalnızca karar vermeyi ertelemenin adı.
UX'i ekibin içine almak
Dışarıdan alınan UX hizmeti tasarım dosyası üretir, ekibin içindeki UX karar üretir. Fark geri bildirim döngüsünün uzunluğunda: dışarıdaki tasarımcı sorunu üç hafta sonra teslim raporunda görür, yan masadaki tasarımcı destek talebini aynı gün görür. Arayüz kararlarının yarısı zaten teknik kısıtla çarpışarak alınıyor, o çarpışmanın toplantı yerine masa başında olması işi hızlandırıyor.
Kaynaklar