Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Tutarlılığı: Çözüm Üretmek ve Aralarından Birini Seçmek

UX'te Çözüm Karşılaştırma: Neyi Ölçebilirsin, Neyi Ölçemezsin

Tutarlılık tasarımın amacı değil, kullanıcının hafızasına kestiğin faturayı küçültme yöntemidir. Bir ekranda öğrenilen şey ikinci ekranda geçerliyse iş görür, geçerli değilse kullanıcı her sayfada baştan başlar. Asıl zorluk elinde birden fazla makul çözüm olduğunda başlıyor: hangisinin daha iyi olduğuna neye bakarak karar vereceksin? Karşılaştırmanın kendisi de bir maliyet ve çoğu ekip o maliyeti hesaplamadan test kurmaya girişiyor.

Tutarlılık neyi kurtarır, neyi dondurur

Tutarlılığın somut faydası öğrenmenin aktarılmasıdır. Arama kutusu her sayfada aynı yerdeyse kullanıcı onu bir kez bulur. Aynı işi yapan düğme her yerde "Kaydet" diyorsa, bir yerde "Tamam" bir yerde "Uygula" gördüğünde durup düşünmez. Hata mesajları hep aynı konumda ve aynı renkte çıkıyorsa, gözü oraya gitmeyi öğrenir. Kazanç burada, kullanıcının her ekranda yeniden harcamadığı dikkat.

Bunun bedeli de aynı yerden gelir. Yazdığın her tutarlılık kuralı bir kararı dondurur. Tarih seçicin hantalsa, tutarlılık onu kırk ekrana yayar; her ekranda aynı hantallığı öğrenmiş bir kullanıcı kitlesi biriktirirsin. Tutarlılık çarpandır. İşaretini kendisi belirlemez.

Problemi bir cümlede yaz

"Ödeme adımında sepetlerin yüzde altmışı düşüyor" bir problem tanımı değil, bir gösterge. Kullanılabilir bir problem cümlesi kimin, nerede, neden durduğunu söyler: kargo ücreti ilk kez son adımda göründüğü için kullanıcı toplam fiyatı yeniden değerlendirmeye geri dönüyor ve dönmüyor. İkinci cümleden çözüm fikirleri çıkar, birincisinden çıkmaz.

Problemi tek cümlede yazamıyorsan elinde problem değil dashboard vardır. Bu aşamada üretilecek çözüm sayısı için de bir üst sınır tutmakta fayda var; üç dört ciddi taslak, on iki yarım fikirden daha uzağa götürür. Nedeni bir sonraki bölümde.

Karşılaştırmanın gerçek maliyeti

Diyelim dönüşüm oranın yüzde 2 ve iki tasarım arasında yüzde 10'luk bir iyileşme arıyorsun, yani 2'den 2,2'ye. Bu iki oranı yüzde 95 güven ve yüzde 80 güçle birbirinden ayırmak için varyant başına kabaca 78 bin ziyaretçi gerekir. Toplamda 155 bin. Günde 500 ziyaretçi alan bir sitede test on aydan uzun sürer. O on ayda sezon döner, kampanya girer, trafik kaynağı kayar. Sonunda ölçtüğün şey iki tasarımın farkı olmaktan çoktan çıkmıştır.

Hesabı kendin doğrulayabilirsin, kaba formül şu: varyant başına örneklem ≈ 16 × p(1−p) / Δ². p = 0,02 ve Δ = 0,002 için 78.400 çıkıyor. Dikkat edilecek yer Δ'nın karesi. Aradığın farkı yarıya indirdiğinde gereken trafik ikiye değil dörde katlanır. Küçük iyileştirmeleri A/B testiyle kovalamanın neden bu kadar pahalı olduğunun tamamı bu terimde.

Buradan çıkan kural nettir. A/B testi, yüksek hacimli sitelerde küçük farkları ayırt etmek için doğru araçtır: 155 bin ziyaretçiyi bir ayda topluyorsan 0,2 puan zaten ciddi paradır ve testi kurmak akıllıcadır. Toplayamıyorsan aynı testi kurmak, cevabı olmayan bir soruyu on ay boyunca sormaktır. Küçük trafikte doğru yöntem beş sekiz kişilik kullanılabilirlik testidir; o test "yüzde 2 mi 2,2 mi" sorusunu cevaplamaz ama "kullanıcı bu adımı tamamlayamıyor" sınıfındaki problemleri ilk gün gösterir. Zaten küçük sitelerde asıl kayıp o sınıftadır.

Estetik ile işlev arasındaki sınır göründüğü kadar temiz değil

Yaygın tavsiye şudur: estetik detaylara takılma, işlevselliğe odaklan. Aynı tavsiyeyi verenler veriye dayalı kararın örneği olarak genellikle düğme renginin A/B testini gösterir. Düğme rengi tanım gereği estetik bir karardır. Ayrım baştan yanlış kurulmuş.

İşe yarayan ayrım başka: bu karar kullanıcının görevi tamamlayıp tamamlamadığını değiştiriyor mu, ve bunu ucuza gözlemleyebiliyor muyum? Mobilde gövde yazısını 12 pikselden 16 piksele çıkarmak kağıt üzerinde estetik bir tercihtir, sonucu tamamen işlevseldir. Buna karşılık form doğrulamasının alandan çıkışta mı yoksa gönderimde mi çalışacağı kulağa teknik gelir, çoğu üründe kullanıcı davranışında hiçbir iz bırakmaz. Kararları estetik ve işlevsel diye ikiye ayırmak yerine gözlemlenebilir sonucu olanlar ve olmayanlar diye ayır. İkinci gruba zaman harcama, birinci gruptaki büyük etkileri ara.

Tutarlılığı ne zaman bozmalısın

Kalıp yanlışsa bozmalısın, ama hepsini birden bozmalısın. Tek ekranda istisna yapmak iki dünyanın da kötü tarafını verir: tutarsızlığın bedelini ödersin, yeni kalıbın faydasını alamazsın, üstelik artık bakması gereken iki kalıbın olur. Kırk ekranı bugün taşıyamıyorsan başlama; taşıyabiliyorsan ekran ekran değil akış akış taşı, çünkü kullanıcı ekranları değil işleri sırayla yapar.

Bir istisna var. Yıkıcı işlemlerde tutarlılık doğrudan zararlıdır. Silme düğmesi diğer düğmelerle aynı görünüyor ve aynı hızda tepki veriyorsa, kullanıcının öğrendiği refleks tam da onu hataya götürür. Orada kasıtlı bir farklılık, hatta kasıtlı bir sürtünme doğru karardır. Tutarlılık kullanıcı doğru şeyi yapmaya çalışırken yardım eder, yanlış şeyi yapmak üzereyken engel olmaz.

Kaynaklar