UX'te Tutarlılık: Fikirleri Sıralamak ve Prensipte Anlaşmak
Tutarlılık, UX yazınında pek itiraz görmeyen fikirlerden biri. Oysa tutarlı olmak tek başına bir hedef değil; bir kararı sabitlemek demek, karar yanlışsa o yanlışı ürünün tamamına yaymak demek. Fikirleri sıralama ve prensipte anlaşma süreçleri de çoğu ekipte tabloyu doldurup kapatmakla bitiyor, sonra kimse o tabloya bir daha dönmüyor.
Tutarlılık neyi sabitlediğine bağlı
Tanıdık arayüz kullanıcının işini kolaylaştırır, bunda tartışma yok. Tartışılması gereken, hangi kararın tanıdık hale geldiği. Üç yıl önce verilmiş bir form yerleşimi kararı bugün on iki ekranda tekrarlanıyorsa orada tutarlılık değil, hiç gözden geçirilmemiş bir varsayım vardır.
Nielsen Norman Group'un on sezgisel ilkesinde tutarlılık dördüncü maddedir ve maddenin adı yalnızca tutarlılık da değildir: Consistency and standards. Yani iç tutarlılığın yanına platform standardına uymak da konur. Kendi içinde kusursuz tutarlı ama platformun alışkanlıklarına aykırı bir arayüz bu ilkeyi geçemez. Ekip içi prensip listeleri genelde ikinci yarıyı atlar, sonuç da tutarlı bir tuhaflık olur.
Puan tablosu nerede bozuluyor
Yaygın yöntem şu: her fikre kullanıcıya katkı ve uygulama kolaylığı için 1-10 arası puan ver, sırala. Yöntemin kendisi makul. Sorun sıralamayı nasıl yaptığında.
Katkıyı maliyete bölerseniz oran küçük sayıları kayırır. 2 puanlık katkı 1 puanlık maliyete bölününce 2,0 çıkar; 10 puanlık katkı 6 puanlık maliyete bölününce 1,67. Ucuz ve önemsiz iş, pahalı ve belirleyici işin önüne geçer. Fark alsanız (10 eksi 6 dört eder, 2 eksi 1 bir eder) sıralama tersine döner ve sezgiye daha yakın durur. Oran ancak maliyet birimi gerçekten para ya da adam-gün olduğunda anlamlıdır; uydurma bir 1-10 ölçeğinde bölme yapmak, ölçeğin taşımadığı bir hassasiyeti varsaymaktır.
İkinci sorun daha sinsi. İnsanlar kendi getirdiği fikre nadiren 4'ün altında puan verir. Kırk fikrin otuz beşi 6 ile 9 arasında toplanır, sıralama da fiilen rastgeleleşir. Tabloya bakan herkes objektif bir süreç işlettiğini sanır.
Fikir listesini genelde tek soruyla sıralarım: bunu bu çeyrekte yapmazsak ne bozulur? Puan tablosundan daha az bilimsel görünüyor, daha az yanlış sıralıyor.
Prensip, reddedebildiğin şeydir
Prensip listelerinin çoğu prensip değil, temenni. “Sade ve kullanıcı odaklı olacağız” cümlesiyle hiçbir tasarım reddedilemez, çünkü kimse kendi işini karmaşık ve kullanıcıya sırtı dönük diye sunmaz.
Testi basit: tasarım incelemesinde ya da kod incelemesinde birine “bu prensibe uymuyor” diyebiliyor musun, karşı taraf da bunu tartışamıyor mu? Diyemiyorsan elindeki satır bir slogan.
İşe yarayan prensip bir şeyi feda eder. “Yeni bileşen eklemek yerine mevcudunu esneteceğiz” cümlesi açık bir maliyeti kabul eder: bazı ekranlar ideal olmayacak. “Kritik akışta hiçbir adım istemci tarafı koda bağlı kalmayacak” da öyle. Yedi madde sınırı ise keyfi bir rakam. Üç madde de yeter, yeter ki üçü de bir şeyi dışarıda bıraksın.
Listeyi canlı tutan tek şey
Prensip listesi karar anında açılmıyorsa ölüdür. Canlı tutmanın bildiğim tek yolu, listeyi kararın geçtiği yere koymak: tasarım dosyasının ilk sayfasına, birleştirme isteği şablonuna, bileşen kütüphanesinin okuma dosyasına. Ayrı bir wiki sayfasında duran prensip listesi üçüncü ayda kimsenin açmadığı bir sekmeye dönüşür, altıncı ayda da kimse onu güncellemeye üşenmez çünkü varlığını unutmuştur.
Kaynaklar