Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Deneyimin Dört İpliği: Çerçeve Kontrol Listesi Değildir

McCarthy-Wright Deneyim Çerçevesi: Dört İplik, Altı Süreç

McCarthy ve Wright deneyimi dört iplikle çözümler: duyusal, duygusal, bütünleyici ve mekân-zamansal. Yanına da altı anlamlandırma süreci koyarlar. Model tanımlayıcıdır; yaşanmış bir deneyimi konuşulabilir hale getirir, tasarım masasında doldurulacak bir form değildir. Aradaki fark, çerçeveyi işe yarar kılan şeyin ta kendisi.

Dört iplik

İpliklerin hiçbiri tek başına deneyimi açıklamaz, dördü aynı anda dokunur.

  • Duyusal: ilk temas. Arayüzde bu çoğunlukla hızla ilgilidir. Boş ekranın kaç yüz milisaniye sürdüğü duyusal bir meseledir, estetik bir mesele değil.
  • Duygusal: duyusal tepkinin anlam kazanmış hali. Bir hata mesajının suçlayıcı mı yoksa yardımcı mı okunduğu burada belirlenir.
  • Bütünleyici: deneyimin bir anlatı olarak tutarlılığı. Kullanıcı bir sonraki adımın nereye gittiğini kestirebiliyorsa bu iplik sağlamdır.
  • Mekân-zamansal: aynı ürün metroda ayakta ve masa başında aynı ürün değildir. Zaman baskısı da buraya girer.

Altı süreç bir sıra değildir

Beklenti, bağ kurma, yorumlama, yansıtma, benimseme, anlatma. Bu altısı neredeyse her özette numaralandırılmış bir akış gibi anlatılır, oysa McCarthy ve Wright bunları birbirini izleyen aşamalar olarak tarif etmez. Süreçler iç içe çalışır ve geriye döner.

Anlatma en açık örnek. Deneyim bittikten sonra gelmesi gerekmez: kullanıcı akışın tam ortasında ekran görüntüsünü alıp birine gönderir, aldığı cevap o anki yorumlamayı değiştirir. Beklenti de öyle. Ürünü ikinci kez açan biri için beklenti bir başlangıç değil, önceki yansıtmanın kalıntısıdır.

Sıralı okumanın bedeli somut: modelden “önce beklentiyi kur, sonra bağ kur, sonra yorumlamayı yönlendir” gibi bir yol haritası çıkarırsın ve bu harita yanlış yeri gösterir.

Çerçeve neyi söylemez

Bu çerçeveyi genelde tasarım öncesinde değil, sonrasında kullanırım: çıkmış işi dört iplikten geçirip hangisinin boş kaldığına bakarım. Önceden doldurmaya kalkınca olmayan bir gereksinim üretiyor. “Duygusal iplik için ne yapıyoruz?” sorusunun cevabı çoğu ekipte dekoratif bir animasyon oluyor, çünkü soru yanlış yerden soruluyor.

Modelin söylemediği bir şey daha var: öncelik. Dört iplikten üçü zayıfsa hangisine önce dokunacağını söylemez, bunu söylemek için tasarlanmamıştır. O boşluğu ölçüm doldurur.

Hangi iplik ölçülebilir

Duyusal iplik ölçülebilir: yükleme süresi, ilk içeriğin ekrana düştüğü an, dokunma hedefinin boyutu. Bütünleyici iplik kısmen ölçülebilir; görev tamamlama oranı, geri tuşuna basma sıklığı ve yarıda bırakılan akışlar tutarsız bir anlatının izini verir. Duygusal ve mekân-zamansal iplikler için elinde niteliksel yöntemden başka bir şey yok, alan gözlemi ya da görüşme.

Bu, ilk ikisinin daha değerli olduğu anlamına gelmiyor. Ama bütçe bölünürken sayıyla savunulabilen iplikler hep kazanıyor. Sonuç, hızlı ve tutarlı çıkan ama kimsenin ikinci kez açmadığı ürün. Ölçülemeyen ipliği ölçülemez diye değil, pahalı diye eliyorsan bunu en azından bilerek yap.