İşe Alım Sürecini Aday Deneyimi Olarak Tasarlamak
İş ilanı da bir arayüz, başvuru formu da. Bir adayın şirketinizle ilk gerçek teması çoğu zaman ürününüz değil, bu süreç oluyor. Yine de aday deneyimi üzerine söylenenlerin bir kısmı sorunun yerini yanlış gösteriyor: sorun genelde formun uzunluğunda ya da ilanın tonunda değil, kararın ne kadar geciktiğinde.
İlanın İşi Aday Çekmek Değil, Yanlış Adayı Elemek
"Detaylı ilan yazın" tavsiyesi pratikte uzun ilan olarak uygulanıyor. On beş maddelik yetkinlik listesi, altına beş maddelik bir "artı olur" bölümü. Bu liste kimseyi elemez, çünkü hiçbir aday listeyi okuyup kendini elemez. Eleme işini yapan şey, o kişinin ilk üç ayda ne yapacağının yazılmasıdır. "Mevcut ödeme akışını baştan kurgulayacak" cümlesi, "kullanıcı odaklı düşünen" cümlesinden kat kat fazla bilgi taşır.
UX geniş bir başlık. Etkileşim tasarımcısı arayan bir ekiple araştırmacı arayan bir ekip aynı ilanı yazamaz. Yazarlarsa gelen başvuruların çoğu ilk okumada elenir, harcanan zaman iki taraftan da çıkar.
Formu Kısaltmak Yetmez, Tekrarı Kaldırın
Başvuru formlarına itiraz hep uzunluk üzerinden kuruluyor. Asıl mesele uzunluk değil, tekrar. Aday özgeçmişini yüklüyor, ardından aynı bilgileri alan alan yeniden yazıyor: eğitim, iş geçmişi, tarihler. Yüklenen dosyanın içinde zaten duran veriyi ikinci kez istemek, adaya "bizim tarafta bunu okuyacak kimse yok" demenin dolaylı yolu.
Bir başvuru için gerçekten gereken şey kısa: iletişim bilgisi, özgeçmiş dosyası, portföy ya da çalışma örneği bağlantısı, bir de o pozisyona neden başvurduğunu soran tek bir açık uçlu alan. Geri kalan her zorunlu alan bir bırakma noktasıdır ve bırakanlar rastgele dağılmaz; alternatifi olan aday daha erken bırakır.
Portföyü Özgeçmişten Daha Güvenilir Buluyorum
Özgeçmiş rolleri ve süreleri anlatır, portföy verilmiş kararları gösterir. Bir tasarımcının iki yıl hangi unvanla çalıştığını bilmek, o iki yılda neyi neden değiştirdiğini bilmekten daha az işe yarıyor. Bu yüzden ön elemede ağırlığı portföye veriyorum.
Portföyün de cilalandığını eklemek gerek. Vaka çalışmaları genelde süreci düzgün bir çizgi gibi gösterir: araştırma, eskiz, test, sonuç. Gerçek projeler böyle ilerlemez. İşe yarayan hamle dosyayı baştan sona okumak değil, tek bir ekranı seçip "burada neyi çıkardın ve neden" diye sormak. Çıkarılan şeyin hikâyesini anlatabilen kişi o işi gerçekten yapmıştır.
Süreci Uzatan Mülakatlar Değil, Aralar
Dört aşamalı bir süreç düşünün: ön görüşme, teknik değerlendirme, ekip görüşmesi, karar. Aşamaların her biri bir saat sürsün. Aralarda takvim koordinasyonu, geri bildirim toplama ve onay için ortalama üç iş günü geçiyorsa, toplam görüşme süresi dört saat olsa bile süreç on iki iş gününe, kabaca iki buçuk haftaya yayılır. Rakamı kendi sürecinizle çarpın, sonuç genelde tahmininizden büyük çıkar.
Hızlanmak isteyen ekipler bu tabloya bakıp mülakatı kısaltmaya çalışıyor. Kısaltılması gereken aralar. Değerlendirmeyi görüşmeden hemen sonra yazmak, kararı toplantıya bırakmamak ve takvimleri baştan blok olarak açmak, tek bir aşamayı iptal etmekten daha çok zaman kazandırır.
Otomatik Bilgilendirme, Durum Değişmiyorsa Gürültüdür
"Başvurunuz alındı" e-postası bir onaydır, bilgi değil. Adayın öğrenmek istediği şey başvurunun sisteme düştüğü değil, ne zaman cevap geleceği. Bu yüzden otomasyonun değeri gönderilen e-posta sayısında değil, verilen tarihin tutmasında. Tarih veremiyorsanız vermeyin; verdiyseniz o tarihte olumsuz da olsa yazın.
Ret yanıtı için uzun gerekçe yazma zorunluluğu da yok. Ayrıntılı geri bildirim beklentisi çoğu ekipte yanıtın hiç gönderilmemesiyle sonuçlanıyor, çünkü yazması zor olan mesaj ertelenir. İki cümlelik net bir ret, üç hafta sonra gelen kibar bir paragraftan iyidir.
Hangisi Gerçekten Fark Yaratıyor
Aday deneyimi başlığı altında sayılan iyileştirmelerin etkisi eşit değil. Karar süresini kısaltmak birinci sırada, ötekilerin toplamından fazla iş görüyor. Başvurudaki tekrarı kaldırmak ikinci. İlanı somutlaştırmak üçüncü. Kariyer sayfasının görselleri, süreç boyunca gönderilen bilgilendirme akışının zenginliği ve benzeri dokunuşlar ancak bu üçü yerine oturduktan sonra bir şey ifade ediyor; oturmadan yapılırsa yavaş süreci daha güzel bir ambalajla sunmaktan öteye geçmiyor.