Konu Başlıkları
Yükleniyor...

KISS Prensibi: Sadelik Ne Zaman Kazandırır, Ne Zaman Kaybettirir

KISS Prensibi ve Arayüzde Sadeliğin Sınırı

Karmaşık arayüz kullanıcıyı yavaşlatır; bu kadarında herkes anlaşıyor. Tartışma sadeliğin nereye kadar gideceğinde başlıyor. KISS prensibi sık anılan bir tasarım kuralı ama çoğu zaman yanlış yerde uygulanıyor: ekran yeniden diziliyor, madde sayısı olduğu yerde kalıyor.

Kelly Johnson ne demek istedi

KISS, Lockheed Skunk Works'ün başmühendisi Kelly Johnson'a atfedilir. Johnson'ın koyduğu ölçüt arayüzle ilgili değildi: tasarlanan uçak, sahadaki ortalama bir teknisyen tarafından temel el aletleriyle, savaş koşullarında tamir edilebilmeliydi. Kural bir estetik tercih değil, bakım maliyeti üzerine bir kısıttı.

Bu ayrım bugün de duruyor. Sadelik görsel bir nitelik olarak değil, sistemin öğrenilmesi ve bakımı için ödenen bedel olarak ölçüldüğünde işe yarar. "Daha temiz görünüyor" bir kanıt değildir.

Menüyü sığlaştırmak sadeleştirmez

Sadelik tavsiyelerinin en yaygını menü derinliğini azaltmaktır. Üç seviyeden ikiye, ikiden bire. Kulağa doğru geliyor, aritmetiği kontrol etmeye değer.

Yüz maddelik bir menü düşünün. İki seviyeye bölündüğünde on grup, her grupta on madde olur ve kullanıcı iki kez seçim yapar. Tek seviyede yüz maddenin tamamı bir arada durur, kullanıcı bir kez seçim yapar. Hick-Hyman yasasına göre karar süresi seçenek sayısının logaritmasıyla artar: iki seviyeli yapıda kabaca log2(11) iki kez, yani 6,9; tek seviyede log2(101), yani 6,7. Aradaki fark ölçüm gürültüsünün altında kalır.

Yani menüyü yeniden dizmek kullanıcının işini kolaylaştırmıyor. Kolaylaştıran tek hamle madde silmek. Aynı menüyü kırk maddeye indirdiğinizde sayı log2(41), yani 5,4'e düşer; kazanç buradan gelir, düzenden değil.

Bir özelliğin gerekliliğinden emin değilsem menüden gizlemek yerine tamamen kaldırmayı tercih ederim. Gizlenen özellik kodda kalır, testlerde kalır, bir sonraki sürümde birinin karşısına çıkar; menüde görünmüyor olması bakım yükünü azaltmaz.

Sadeliğin sınırı

Profesyonel bir fotoğraf makinesinin arayüzü telefon kamerasından karmaşıktır ve bu bir tasarım hatası değildir. Diyafram, enstantane ve ISO'yu ayrı ayrı kurmak isteyen biri için tam otomatik mod kolaylık değil, engeldir. Doğru soru arayüzün ne kadar sade göründüğü değil, karmaşıklığı kimin taşıdığıdır: ürün mü, kullanıcı mı.

Occam'ın usturası ve "az çoktur" bu tartışmada sık anılır. İkisi de aynı sınıra çarpar: gereksizi atmakla gerekliyi atmak arasındaki çizgiyi ilke belirlemez, kullanıcının yapmaya çalıştığı iş belirler.

Kararı nasıl verirsiniz

Bir bileşeni çıkarıp çıkarmamaya kullanım verisiyle karar vermek yetmez. Az kullanılan bir özellik, kalan o az sayıda kullanıcı için işin tamamını taşıyor olabilir. Kullanım oranına ek olarak şuna bakın: o özellik olmadan iş bitiyor mu? Cevap "bitiyor ama zahmetli" ise özellik kalır, sadeleştirme başka yerde aranır. Cevap "başka yolu zaten var ve daha kısa" ise özellik gider, tartışmaya gerek yok.

Kaynaklar