Kullanıcı Araştırması Verisi: Onamdan İmhaya Yönetim
Kullanıcı araştırmasında asıl zorluk veriyi toplamak değil, topladıktan sonra ona ne olduğunu bilmek. Kaydın nerede durduğu, kimin açabildiği, ne zaman sileneceği görüşmeden önce kararlaştırılmazsa araştırma bittiğinde elde dağınık bir dosya yığını kalır. Onam, saklama ve imha üçü birden planlanınca bu iş kendiliğinden düzene giriyor.
Onam, kayıt düğmesinden önce gelir
Ses ya da video kaydı görüşmenin kalitesini yükseltir. Not almakla uğraşmadığınız için karşınızdakini gerçekten dinlersiniz, sonradan da "tam olarak ne demişti" tartışması çıkmaz. Ama kayda basmadan önce katılımcının neye onay verdiğinin yazılı olması gerekir: kaydı kimin izleyeceği, ne kadar süre duracağı, raporda doğrudan alıntılanıp alıntılanmayacağı.
Onam metninde en sık atlanan kısım süre. "Araştırma boyunca saklanacaktır" cümlesi pratikte hiçbir şey söylemez, çünkü araştırmanın ne zaman bittiğine katılımcı değil siz karar verirsiniz. Tarih yazın.
Anonimleştirme genelde ismi silmek sanılıyor
Katılımcı listesinden ad soyad sütununu kaldırmak kolay kısım. Zor kısım geriye kalanlar. Sekiz kişilik bir örneklemde "42 yaşında, on iki kişilik bir ekibin ürün müdürü, sigorta sektörü" satırı tek bir kişiyi gösterir; şirket içi bir araştırmada o kişiyi meslektaşları ilk okumada tanır. Demografik alan sayısı arttıkça eşleşen kişi sayısı hızla bire iner, örneklem küçük olduğu için de bu sınıra beklediğinizden çok daha erken varırsınız.
Peki rol bilgisi bulgunun kendisi için gerekliyse ne olacak? O zaman alanı atmak yerine kabalaştırın: "ürün müdürü, sigorta" yerine "ürün tarafında, kurumsal müşteri". Aynı dikkat alıntılara da gerekir. "Geçen çeyrekteki şu göç işi" diye başlayan bir cümle, isim geçmese de konuşanı odadaki herkese söyler.
Yedekleme ile imha sözü birbirini keser
"Verileri düzenli yedekleyin" ve "süre dolunca geri döndürülemez biçimde silin" tavsiyeleri yan yana yazıldığında kulağa sorunsuz gelir. Uygulamada çakışırlar. Doksan gün geriye giden bir yedek zinciriniz varsa bugün sildiğiniz kayıt üç ay daha o zincirde durur, üstelik silme işlemini yaptığınız için artık orada olduğunu da unutursunuz. Katılımcıya verdiğiniz söz o üç ayı kapsamıyor.
Çıkış yolu iki veriyi ayırmak. Ham medyayı, yani kaydın kendisini, yedek kapsamının tamamen dışında tutulan tek bir yerde saklarım; ekibe açtığım şey anonimleştirilmiş transkript olur, yedeklenen de odur. Böylece imha günü geldiğinde silinecek tek bir dizin kalıyor ve "acaba başka nerede bir kopyası var" sorusunu sormaya gerek kalmıyor.
Erişim listesi araştırma bitince küçülmeli
Kimin neye eriştiği proje başında nettir, üç ay sonra değildir. Araya giren yeni ekip arkadaşı, bir kere bakmak için istenen paylaşım bağlantısı, sunum için alınan kopya derken liste sessizce büyür. Ortak tek parola kullanılıyorsa erişim kaydı da tutulamaz, yani ihlal olduğunda kimin ne zaman açtığını söyleyemezsiniz.
Kişi başına ayrı hesap ve erişim kaydı tutan bir depolama, buradaki tek gerçek gereklilik. Bunun üstüne, araştırma raporu yayımlandıktan sonra ham veriye erişimin kimlerde kaldığını bir kez daha gözden geçirmek yeterli.
Veri beklediğinizi vermiyorsa
Toplanan veri hipotezle çelişiyorsa bu kötü bir sonuç değil, araştırmanın işe yaradığının işareti. Asıl sorun veri az geldiğinde başlar: sekiz görüşmeden üçünde aynı davranışı görüp bunu bulgu saymak, örneklemin taşıyabileceğinden fazlasını ondan istemektir. Böyle bir durumda ya katılımcı sayısını artırın ya da bulguyu "gözlemlendi" düzeyinde raporlayıp oran vermeyin.
Bir de analiz için zaman ayırmama klasiği var. Görüşmeler takvime kolayca sığar, transkript ve kodlama sığmaz. Kabaca her bir saatlik görüşme için iki saatlik analiz payı bırakmak, planı gerçeğe yakın tutuyor.
Kaynak