Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Şirkette Yükselmek: "Büyük Resmi Gör" Tavsiyesinin Eksik Yanı

Terfi İçin Sistem Bakışı: Önce Hangi Bölümü Öğrenmeli?

Tasarımcı, yazılımcı ya da iş geliştirmeci olarak iyi iş çıkarmak seni bir yere kadar taşır. Sonra terfi konuşmaları başka bir şeye bakmaya başlar: şirketin nasıl para kazandığını anlıyor musun. Bu noktada herkesin verdiği tavsiye "büyük resmi gör" olur ve tam da bu haliyle kimsenin işine yaramaz, çünkü büyük resmin nereden başlayıp nerede bittiğini söylemez.

Dört bölümü birden öğrenemezsin

Finans, pazarlama, tedarik zinciri, yönetim. Bir mühendisin ya da tasarımcının hepsini "öğrenmesi" gerektiğini söyleyen tavsiye, pratikte hiçbir şey söylemiyor. Bir alanı toplantıda konuşabilecek düzeyde öğrenmek aylar alır. Dördünü birden çalışan kişi genelde her birinden birkaç başlık ezberler ve bunu kullandığı ilk toplantıda, kendi alanının uzmanı bir soru sorduğu anda ortada kalır.

Daha dar bir versiyonu var ve işe yarıyor: sana en sık hayır diyen bölümü öğren. Tasarımcıysan bu muhtemelen yazılım tarafındaki tahmin süreleri, yazılımcıysan satın alma ya da hukuk, ajans tarafındaysan neredeyse her zaman muhasebe. O bölümün neye göre karar verdiğini bir kez gerçekten anladığında iki şey değişir: talebini onların diliyle yazmaya başlarsın ve reddedilme sayın düşer. Kimse sana "sistem bakış açısı geliştirdi" demez ama işlerin geçmeye başlar.

MBA değil, tek bir tablo

MBA'nın kapı açtığı doğru, ama açtığı kapı çoğu zaman diplomanın kendisi değil, o programda tekrar tekrar okutulan üç tablo: gelir tablosu, bilanço, nakit akışı. Bunların üçünü de bir akşamda öğrenemezsin, fakat kendi şirketinin son yıllık gelir tablosunu açıp brüt kâr marjını bulmak bir saatini alır.

O sayıyı bildiğinde yaptığın işin fiyatı belli olur. Üç kişilik bir ekibin bir aylık maliyetini kabaca hesaplayabiliyorsan, önerdiğin yenileme projesinin şirkete kaça mal olacağını da söyleyebilirsin. Yöneticinin senden duymak istediği cümle "bu akış çok kötü" değil, "bu akışı düzeltmek bir ekip ayı tutar, karşılığında iptal edilen sipariş oranında şu kadarlık bir düşme bekliyorum" cümlesidir. İkincisini kurabilen kişi sayısı sandığından az.

Terfi kolektif bir başarı değil

"Şirkette hiçbir birim tek başına en önemli değildir, başarı ekip işidir" cümlesi doğru. Ama terfi ekip işi değil. Açılan pozisyon tek, aday birkaç kişi ve karar veren insan senin adını bir başkasının adının yanına koyarak düşünüyor. Bu ikisini karıştırmak, kariyer tavsiyelerinin en sık düştüğü yer.

Pratik sonucu şu: işin kolektif kısmına gerçekten katkı ver, çünkü onsuz kimse seni tavsiye etmez, fakat katkının ne olduğunun yazılı bir izini bırak. Toplantı notunda, proje kapanış maddesinde, iki satırlık bir e-postada. Terfi kararı çoğunlukla senin olmadığın bir odada verilir ve o odada seni ancak bıraktığın izler savunur.

Kendi çözümünden vazgeçmenin doğru zamanı

Sık verilen bir öğüt daha: kendi fikrine saplanma, şirketin çıkarı neyse ona bak. Kulağa olgun geliyor, ama tek başına söylendiğinde "yenilikçi ol, öne çık" öğüdüyle açıkça çelişiyor. Her fikrinden kolayca vazgeçen kişi öne çıkmıyor, sadece uyumlu görünüyor.

Ayrımı zamanlama koyuyor. Kendi çözümünün zayıf yanını başkası bulmadan önce sen söylersen, bu bir yetkinlik göstergesi olarak okunur. Aynı şeyi biri seni köşeye sıkıştırdıktan sonra kabul edersen, geri adım olarak okunur. Bu yüzden fikrini sunarken hangi koşulda yanlış olacağını da söyle. Bir ay sonra o koşul gerçekleşirse, fikrin çökerken senin kredin artar.