Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Tasarım Ajansı Kurarken En Sık Yapılan Beş Hata

Yeni Tasarım Ajansı: Niş, Marka, İlk Müşteri ve Lansman

Yeni kurulan bir tasarım ajansını batıran şey nadiren tasarımdır. Niş seçimi, ilk müşterinin nereden geleceği ve ne zaman canlıya çıkılacağı gibi kararlar batırır. Aşağıdaki beşi, kendi ajansını kuranların en sık takıldığı yerler.

Niş yerine "her işi yaparız"

Kime hizmet vereceğini tanımlamadan açılan ajans, gelen her işi alır ve altı ay sonra ne yaptığını tek cümleyle anlatamaz. Dar başla. "E-ticaret sitelerine arayüz ve dönüşüm tasarımı" cümlesi, "dijital tasarım hizmetleri"nden çok daha kolay satılır, çünkü müşteri kendini o cümlenin içinde görür. Fiyat konuşması da farklı yerden başlar: uzmanın gün ücreti sorgulanmaz, genelcinin ücreti sorgulanır.

Kendi markanı en sona bırakmak

Müşteri işleri yetişsin diye kendi sitesini bir yıl erteleyen çok tasarımcı var. Sonuç şu oluyor: referans istendiğinde WhatsApp'tan ekran görüntüsü gidiyor. Hazır bir altyapı seç, alan adını al, üç işini düzgün anlatan bir portfolyo yayınla, işi bir haftada bitir (kendi içerik yönetim sistemini yazmak, bir ajansın ilk yılında girişebileceği en pahalı işlerden biri). Kurumsal e-posta adresi ve güncel portfolyo, ilk yıl için yeterli.

Kullanıcıyı sormadan tasarlamak

Kendi ürününe ya da müşterinin brief'ine fazla güvenip kimseyle konuşmamak, sonradan en pahalıya patlayan hatadır. Anket yapma. Beş kişiyle yarım saatlik görüşme, üç yüz kişilik anketten daha fazlasını gösterir, çünkü insanların ne yaptığını değil ne yaptığını sandığını ölçmekten kurtulursun. Elinde tıklanabilir bir prototip varsa görüşmeyi onun üzerinden yürüt.

İlk müşteri yerine yatırımcı aramak

"Yatırım bulurum, müşteri sonra gelir" sırası ters. Erken yatırım, şirketin kontrolünü henüz pazarlık gücün yokken masaya koymak demek. Bunun yerine gelir getiren üç beş müşteriyi bul: içerik üret, daha önce çalıştığın insanlara haber ver, ilk işleri bitirdiğin müşterilerden referans iste. Şirket kendi ayakları üzerinde durmaya başladığında yatırımcıyla konuşma tamamen başka bir konuşma olur.

Lansmanı yanlış yerden kesmek

Hem "hazır olmadan çıkma" hem "mükemmeli bekleme" tavsiyesi aynı anda verilir ve ikisi çelişiyor gibi görünür. Ayrım aslında basit: eksik olan kapsamsa çık, eksik olan doğruluksa çıkma. Portfolyoda üç iş var, on tane olacaktı; çık. İletişim formu bazen e-posta göndermiyor; çıkma. Yarım kalmış bir özellik müşteriyi bekletir, yanlış çalışan bir özellik müşteriyi kaybettirir.

Bu beş karar birbirini çeker

Listeyi madde madde okuyunca hepsi bağımsızmış gibi duruyor, değil. Nişi daralttıkça satış kolaylaşır ama ulaşabileceğin toplam müşteri sayısı da düşer, yani birinci maddeyi ne kadar sıkı uygularsan dördüncü madde o kadar zorlaşır. Dengeyi tek bir soruyla tutabilirsin: seçtiğin tanıma uyan, ulaşabildiğin kanallarda bulunan ve bütçesi olan kaç şirket var? Elle sayabiliyorsan ve sayı iki haneliyse niş fazla dar demektir; genişlet. Sayamıyorsan tanımın hâlâ pazarlama cümlesi, niş değil.