Her Başarısızlık Ders Vermez: Öğreten Hatanın Koşulları
Başarısızlık öğretir cümlesi doğru ama eksik. Aynı hatayı üçüncü kez yapan ekip de başarısız oluyor, elinde yeni bir bilgi birikmiyor. Bir denemenin ders çıkarılabilir olması içeriğine değil kurulumuna bağlı: neyi değiştirdiğini biliyor musun, sonucu ne kadar sürede görüyorsun, yanlış çıkarsa geri dönebiliyor musun?
Öğreten hata ile sadece pahalı olan hata
Girişimcilik metinleri başarısızlığı tek bir kategori sayar. Pratikte iki ayrı şey var. Birincisinde deneme bir soruya cevap verir: fiyatı iki katına çıkardık, ilk hafta talep yarıya indi. İkincisinde ortada soru yoktur, yalnızca yanmış bir bütçe vardır.
Ayırmak için tek kontrol yeter. Deneme başlamadan önce “şu sonuç çıkarsa şunu anlarız” cümlesini kurabiliyor muydun? Kuramıyorsan çıkan sonuç yorumlanabilir değildir. İyi sonuç bile işe yaramaz, çünkü nedenini bilmiyorsundur.
Aynı anda kaç şeyi değiştirdin?
Bir denemede beş şeyi birden değiştirip sonuç kötü çıkarsa geriye kalan bilgi tek satırdır: bu beşlinin bileşimi tutmadı. Hangisinin sorumlu olduğunu söylemez. Beş ihtimali teke indirmek için ya değişkenleri tek tek geri almak ya da baştan ayrı denemeler kurmak gerekir, ikisi de ilk denemenin bir kez daha yapılması demektir. Öğrenmenin asıl maliyeti burada oluşur, başarısızlık anında değil.
Peki ürünün baştan aşağı değişmesi gerekiyorsa? O zaman buna deneme demeyi bırakmak gerekir. Yapılan şey bahistir; ölçüsü de öğrenme hızı değil, yanılma payının bütçeye sığması.
Küçük adıma bölmek her zaman sigorta değil
Büyük işi parçalara ayırmanın riski düşürdüğü doğru, ama koşullu bir doğru. Parçalar birbirinden bağımsızsa üçüncü adımdaki hata ilk ikisini götürmez. Zincir halindeyse, yani her adım bir öncekinin çıktısına oturuyorsa, bölmek riski azaltmaz; sadece hatanın nerede başladığını daha net gösterir. Bu da işe yarar, fakat sigortanın yerini tutmaz.
Geri alınamayan bir adımı küçük saymam, maliyeti ne kadar düşük görünürse görünsün. Veritabanı şemasını değiştiren iki saatlik bir migration, geri dönüşü olan on saatlik işten daha risklidir.
Ekipte hatanın bedelini kim ödüyor
Şirketlerin “hata yapmaktan korkmayın” demesi ucuzdur. Belirleyici olan, iş patladıktan sonraki ilk toplantıda ne konuşulduğu: neyin yanlış gittiği mi, kimin yanlış yaptığı mı. İkincisi bir kez yaşandığında riskli işi gönüllü üstlenen kalmaz, üstelik bunu kimse yüksek sesle söylemez. Tahmin edilen sonuç veren, kimsenin itiraz etmeyeceği işler önerilmeye başlar.
Suçlu aramayan post-mortem doğru bir alışkanlık, fakat sınırsız değil. İlk kez görülen bir sürprizle, üç ay önce yazılıp kimsenin okumadığı uyarının ikinci kez görmezden gelinmesi aynı muameleyi görüyorsa süreç kendini düzeltmiyor demektir. Ayrım kişide değil tekrarda: aynı nedenin ikinci kez üretilmesi kaza değil, karşılıksız bırakılmış bir karardır.