Tasarım Odaklı Düşünmede Test Aşaması Nasıl Yürütülür
Test aşaması, prototipin ilk kez sizin dışınızda biriyle karşılaştığı yerdir. Amacı fikri onaylatmak değil, nerede çöktüğünü bulmak. Beş kişilik bir oturum, ekip içinde üç haftadır dönüp duran tartışmayı çoğu zaman ilk yarım saatte kapatır.
Testin işi fikri doğrulamak değil
Prototipi masaya koyup “ne düşünüyorsunuz” diye sorarsanız karşınızdaki kişi nazik davranır. Beğendiğini söyler, birkaç küçük öneri verir, herkes rahatlar. Bu veri değil.
Test aşamasından çıkması gereken şey görüş değil davranış: kullanıcı nerede duraksadı, hangi butonu aradı, hangi adımda geri döndü, neyi yanlış anladı. Empati, tanımlama, fikir üretme, prototipleme ve test sırası kâğıt üzerinde düz bir çizgi gibi görünür ama pratikte test, önceki üç adımdan hangisinin yanlış olduğunu söyleyen adımdır. Sorun çoğu zaman prototipte bile değildir, problem tanımındadır; bunu ancak biri o prototiple gerçek bir işi bitirmeye çalışırken fark edersiniz.
Oturumun kuralları
Dört madde, hepsi oturum sırasında gerçekten yapılan şeyler:
- Anlatmayın, verin. Prototipi kullanıcının eline bırakın, görevi tek cümleyle söyleyin ve susun. Nasıl çalıştığını açıkladığınız anda ölçmek istediğiniz şeyi yok etmiş olursunuz.
- Sessizliğe dayanın. Kullanıcı takıldığında araya girme isteği güçlü olur. O duraksama oturumun en değerli otuz saniyesidir, kurtarmayın.
- Soruları sona bırakın. “Neden orada durdunuz”, “ne bulmayı bekliyordunuz” türü sorular görev bittikten sonra sorulur. Görev sırasında sorulan her soru kullanıcıyı kendi akışından çıkarır.
- Kötü haberi olduğu gibi not alın. Katılımcının bulduğu sorunu yumuşatarak yazmak, iki hafta sonra aynı sorunu yeniden keşfetmek demektir.
Kayıt tarafını genelde ekran videosu ve ikinci bir kişinin aldığı notla çözerim. Beş kişilik bir oturumda ısı haritası ya da tıklama analitiği kurmanın kurulum maliyeti, çıkardığı bilgiden fazla.
Beş kullanıcı yeter, ama her soruya değil
Kullanılabilirlik testi ile A/B testi sık sık aynı torbaya konuyor. İkisi farklı sorulara cevap verir ve birini diğerinin yerine koyduğunuzda ortaya sayıya benzeyen ama hiçbir şey söylemeyen bir sonuç çıkar.
Kullanılabilirlik testi “insanlar bunu kullanabiliyor mu” sorusunu birkaç kişiyle cevaplar, çünkü aynı engel üçüncü katılımcıda tekrar ettiğinde onu zaten görmüş olursunuz. A/B testi ise oran farkı ölçer ve oran ölçmek hacim ister. Dönüşüm oranınız %2 olsun, yeni tasarımın bunu %2,4'e çıkardığını iddia ediyorsunuz. Bu farkı rastgele dalgalanmadan ayırmak için gereken örneklem, kabaca 16 · p(1−p) / Δ² hesabıyla grup başına yirmi bin civarı oturuma denk gelir. Beş kişilik bir seansın bu soruya yaklaşması mümkün değil.
Pratik sonuç şu: prototip aşamasında A/B testi kurmayın. A/B testi canlı trafiği ve iki tamamlanmış varyantı olan bir ürünün işidir. Prototip aşamasında ölçtüğünüz şey anlaşılırlık, tamamlanma ve nerede takıldığıdır.
Testten çıkanı ne yapacaksınız
Oturumlar bittiğinde elinizde dağınık bir gözlem yığını olur. Onu üçe ayırın: aynı katılımcıda tek seferlik olan şeyler, birden fazla kişide tekrar edenler, ve kimsenin fark etmediği ama sizin izlerken gördüğünüz sessiz kayıplar. İkinci grup hemen düzeltilir. Üçüncü grup genelde en pahalı olanıdır, çünkü kullanıcı şikâyet etmediği için kimse ona bütçe ayırmaz.
Bir de karar eşiği lazım. Prototip hem işe yarıyor hem yapılabilir hem de sürdürülebilir görünüyorsa geliştirmeye geçin. Üçünden biri sallantıdaysa bir adım geri dönmek, sallantılı varsayımın üstüne üç aylık geliştirme koymaktan ucuzdur.