UX Eğitimi ve Topluluklar: Ne Verir, Ne Vermez
UX eğitimine erişim ucuzladı. Bir zamanlar yalnızca belli okullardan geçenlerin ulaşabildiği içerik artık aylık birkaç yüz liralık üyeliklerin içinde, Türkçe kaynak da eskisine göre çok daha fazla. Ama erişimin kolaylaşması öğrenmenin kolaylaştığı anlamına gelmiyor. Kursu bitirmekle iş yapabilir hale gelmek arasındaki mesafe aşağı yukarı eski yerinde duruyor.
Ucuzlayan şey erişim, ayırt edici olan başka yere kaydı
Interaction Design Foundation gibi platformlar yıllık bir üyelikle onlarca kursu, kütüphane dolusu makaleyi ve üniversitelerle ortak hazırlanmış ders içeriklerini açtı. İyi bir gelişme. Fakat aynı kursu aynı yıl on binlerce kişi alıyor ve aşağı yukarı hepsi aynı ödevi yapıyor.
Sonucu portfolyolarda görüyorsunuz. Üst üste üçüncü kez aynı yemek siparişi vaka çalışmasını okuyan biri artık içeriğe bakmaz, sayfayı kapatır. Herkese açılan bir şey ayırt edici olmaz; geriye onunla ne ürettiğiniz kalır.
Topluluk ne zaman işe yarar
Topluluk kelimesi çoğu yazıda tek başına bir fayda gibi sunulur. Değildir. Yalnızca yeni başlayanlardan oluşan bir grup aynı üç soruyu döngüye sokar: hangi araç, hangi kurs, portfolyoya ne konur. Bu soruların üçü de bir yıl sonra anlamsızlaşır.
İşe yarayan topluluk, sizden bir adım öndeki birinin ekranınıza bakıp somut bir şey söylediği yerdir. Genel kariyer tavsiyesi değil; şu boşluk neden bu kadar geniş, bu form neden dört adıma bölünmüş, bu hata mesajını kullanıcı okuduğunda ne yapacak. Ekran paylaşılıp kararın savunulduğu bir kritik oturumu, üç aylık bir kurstan daha hızlı öğretir.
Sertifika değil, iş
Bitirme sertifikasını portfolyonun başına koymayın, o kursta ürettiğiniz ekranı koyun ve altına neden öyle karar verdiğinizi yazın. Sertifikayı kimse doğrulamaya gitmez, işe ise ilk otuz saniyede bakılır.
Bir de arayüzün nasıl kurulduğunu okuyabilecek kadar HTML ve CSS öğrenin. Bu sizi geliştirici yapmaz, ama "burada ufak bir düzeltme" dediğiniz şeyin karşı tarafta iki günlük iş olup olmadığını görürsünüz. Tahmininiz tuttukça ekip içinde sözünüz ağırlaşır.
Erişilebilirlik burada iki ayrı şeyi anlatıyor
Bu tür yazılarda erişilebilirlik genelde "ucuz, herkesin ulaşabileceği eğitim" anlamında kullanılıyor. Oysa kelimenin bu alanda yerleşmiş bir anlamı daha var: ekranın görme engelli, motor kısıtlı ya da yalnızca klavyeyle gezen birine çalışıp çalışmadığı. İkisi aynı cümlede karışınca tuhaf bir sonuç çıkıyor, çünkü erişilebilir fiyatlı kursların önemli bir kısmı erişilebilir tasarımı hiç anlatmıyor.
Kontrolü kolay. Bakacağınız eğitimin müfredatında kontrast oranı, odak sırası, klavyeyle gezinme ve ekran okuyucu geçiyor mu? Geçmiyorsa o eğitim size arayüz tasarımının bir bölümünü değil, vitrinini öğretiyor. Kurs seçerken açılacak ilk sayfa pazarlama metni değil, müfredatın kendisidir.