UX Süreç Performansı: Kazanılan Saniye Ne Zaman Paraya Dönüşür?
Süreç performansı, kullanıcının bir işi baştan sona bitirene kadar harcadığı zamanın ölçüsüdür. Sayfanın kaç milisaniyede açıldığıyla akrabadır ama aynı şey değildir, ve ikisi sürekli birbirine karıştırılır. Kazanılan saniyelerin ne zaman gerçekten paraya döndüğü de ayrı bir hesaptır; o hesap çoğu yerde hiç yapılmaz.
Önce ayrımı kuralım: hız mı, süreç mi?
Bir market kasasında sepetin kapanması kırk saniye sürüyorsa, bunun ne kadarı yazılımın bekleme süresidir, ne kadarı kasiyerin ekranda doğru düğmeyi aramasıdır? PageSpeed türü araçlar yalnızca birinci kısmı ölçer. İkincisi hakkında tek kelime söylemez, ama işlemin uzun tarafı çoğu zaman odur.
Süreç performansı, kullanıcının hedefine varana kadar geçen toplam süreyi ve bu sürede attığı adım sayısını konu alır. Sunucu yanıtı bunun bir bileşenidir. Kırk saniyelik bir işlemde ağın payı iki saniyeyse, altyapıyı ne kadar iyileştirirseniz iyileştirin kazanabileceğiniz üst sınır iki saniyedir; kalan otuz sekiz saniye akışın kendisindedir.
Ölçmeden başlamayın
Bir süreci değerlendirmek için dört veri yeterlidir: işlemin baştan sona süresi, gereken tıklama sayısı, yarıda bırakma oranı ve hata oranı. Bunların ilk üçü verimliliği, sonuncusu da iyileştirmenin bedelini gösterir.
Bu verileri toplamak için ayrı bir analitik ürünü satın almanız gerekmez. İşlemin başladığı ve bittiği yere birer zaman damgası koyup log'a yazmak birkaç satırlık iştir, bir haftalık kayıt da en pahalı adımı kendiliğinden ortaya çıkarır. Aracı sonra alırsınız; ilk soruyu kendi log'unuz cevaplar, üstelik ölçtüğü şeyin ne olduğunu tam olarak bilirsiniz.
Saniye ne zaman paraya dönüşür?
Diyelim ki kasa akışından işlem başına 5 saniye kazandınız. Bir kasa günde 400 işlem yapıyorsa günde 2.000 saniye, yani 33 dakika eder. Ayda 26 iş günüyle kasa başına yaklaşık 14 saat. Yirmi kasalı bir zincirde aynı iyileştirme ayda 280 saate, kabaca 1,7 kişilik mesaiye karşılık gelir.
Kasa başına düşen 14 saat tek başına hiçbir şey değildir. Kimsenin vardiyasını kısaltmaz, bordroda bir satır değiştirmez. Kazanç ancak toplandığında ve bir tam kişiyi ya da bir tam vardiyayı serbest bıraktığında bütçede görünür hale gelir. Bu yüzden getiriyi tek kullanıcı üzerinden değil, süreci gerçekte kaç kişinin kaç kez tekrarladığı üzerinden hesaplayın; küçük bir kazancın büyük bir çarpanla buluştuğu yer, iyileştirmeye başlanacak yerdir.
Tasarrufun paraya dönmediği durumlar
Kazanç her zaman nakit olmaz. İşten çıkarma pratik değilse ya da ekip zaten asgari kadroyla çalışıyorsa, kazanılan zaman maliyet tablosunda görünmez. Yine de karşılıksız değildir: yoğun saatte kuyruk kısalır, artan hacim yeni işe alım yapılmadan karşılanır, fazla mesai düşer. Bunlar gerçek getirilerdir ama başka kalemlerde birikir, ve süreç iyileştirmesini yalnızca kadro azalması olarak okuyan bir yönetim hiçbirini göremez.
Bir de ters tarafı var. İşlem süresini kısaltmak bazen işi sıkıştırmak anlamına gelir. Kasiyerin nefes aldığı üç saniyeyi akıştan silerseniz kağıt üzerinde verim artar, vardiyanın sonunda hata oranı yükselir. Hata oranını da ölçüyor olmanızın sebebi tam olarak budur.
Nereden başlanır?
Darboğaz sezgiyle değil kayıtla bulunur. En uzun adımı tespit edin, neden uzun olduğunu anlayana kadar izleyin, sonra tek bir değişiklik yapıp aynı ölçümü tekrarlayın. Aynı anda üç şeyi birden değiştirirseniz hangisinin işe yaradığını bilemezsiniz, bir sonraki adımı da yine tahminle seçmek zorunda kalırsınız.