Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Web Sitesi Yerelleştirme: Çeviri Bittiğinde Başlayan İş

Yerelleştirme Stratejisi: Dil Sayısı, hreflang ve Yerel Test

Yerelleştirme çoğu zaman bir çeviri faturası olarak konuşulur. Oysa asıl masraf ilk yayından sonra, sitenin her güncellemesinde yeniden ödenir. 200 sayfalık bir site beş dile çıktığında bakım tarafında 1000 sayfa olur ve bu sayı bir daha küçülmez.

Dil sayısı sayfa sayısını çarpar

Çeviri bir kez ödenir, senkron kalmak sonsuza kadar ödenir. Fiyat sayfanızdaki tek bir rakam değişikliği, dil sayısı kadar düzenleme demektir. Kampanya metni, iade koşulu, yeni ürün, kaldırılan özellik: hepsi aynı çarpanla büyür. Bu yüzden yerelleştirme kararı bir pazarlama kararı değil, bir bakım taahhüdüdür.

Bunun pratik sonucu şu: iki dilde güncel olmak, altı dilde bayat olmaktan iyidir. Altı aylık eski fiyatı gösteren Fransızca sayfa, o sayfanın hiç olmamasından daha çok zarar verir, çünkü kullanıcı yanlış bilgiyi doğru sanır.

Siteyi bütün olarak çevirmek de gerekmez. Dönüşüm yolundaki sayfalar (ana sayfa, ürün veya hizmet sayfaları, fiyat, iletişim, yasal metinler) her dilde bulunmalıdır. Blog arşivi ise çevirisi en pahalı, getirisi en belirsiz kısımdır; 300 yazılık bir arşivi ikinci dile taşımak, o dilde sıfırdan 20 iyi yazı üretmekten hem daha uzun sürer hem de daha az iş getirir.

Google dışına çıkmanın gerçek maliyeti

"Her pazarın kendi arama motoru var, ona göre optimize edin" tavsiyesi doğru ama eksik. Motorların her birinde optimize edilecek şey sitenizin kendisi değil.

Baidu, anakarada barındırılan ve ICP kaydı bulunan siteleri belirgin şekilde avantajlı konumlandırır. Yani Çin için mesele meta etiketleri değil, barındırma ve yasal kayıt kararıdır; bu da tek başına aylara yayılan bir süreçtir. Yandex tarafı daha yumuşaktır, ayrı bir Webmaster doğrulaması ve bölge ayarı çoğu zaman yeterlidir. Naver ise en farklı olanı: sonuç sayfalarında kendi blog ve kafe ekosistemine ağırlık verir, dolayısıyla Güney Kore'de görünürlük genellikle sitenizi düzenleyerek değil, Naver'ın içinde içerik üreterek kazanılır.

Karar sırası bu yüzden tersten kurulmalı: önce o pazarda ne kadar iş yapmayı beklediğinize bakın, sonra o motorun istediği altyapı yatırımının buna değip değmediğine.

URL yapısı ve hreflang

Üç seçenek var: ülke uzantılı ayrı alan adları, dil bazlı alt alan adları, tek alan adı altında dizinler. Çoğu ekip için doğru cevap dizin yapısıdır (site.com/de/), çünkü tek bir alan adının biriktirdiği otorite bölünmez. Ayrı ülke uzantıları ancak o pazarda ayrı bir tüzel varlık, ayrı fiyat listesi ve ayrı bir ekip varsa mantıklıdır; aksi halde elinizde bakması gereken beş ayrı site kalır.

hreflang etiketlerinde en sık görülen iki hata şu: etiketleri tek yönlü koymak ve dil kodu ile ülke kodunu karıştırmak. Almanca sayfa Avusturya sürümünü işaret ediyorsa, Avusturya sürümü de Almanca sayfayı işaret etmelidir; karşılıklı olmayan bildirim yok sayılır. Ayrıca de dildir, de-AT Avusturya'daki Almancadır. Aradaki farkı önemsemeyip her yere ülke kodu yazmak, tek bir Almanca sürümü olan siteyi İsviçre ve Avusturya aramalarından düşürür. Eşleşmeyen ziyaretçi için bir x-default tanımlayın.

Ödeme ve form alanları

Ödeme yöntemi listesinin ülkeye göre değiştiğini herkes biliyor. Asıl terk edilme, ödemeden bir adım önce, adres formunda yaşanır.

  • Zorunlu eyalet veya il alanı, o kavramın olmadığı ülkelerde ilerlemeyi tümden durdurur.
  • Posta kodunu zorunlu tutmak, posta kodu sistemi bulunmayan veya yaygın kullanılmayan ülkelerde aynı sonucu verir.
  • Ad ve soyadı ayrı iki kutuya bölmek, soyadın önce yazıldığı veya tek isim kullanılan kültürlerde yanlış kayıt üretir.
  • Telefon alanında sabit uzunluk doğrulaması, ülke kodu değiştiği anda geçerli numaraları reddeder.

Bu alanların hepsini gevşetmek yerine, ülke seçimine göre zorunluluk kurallarını değiştirmek yeterlidir.

Yasal metinler çevrilmez, yeniden yazılır

Gizlilik politikanızın Almancası, Türkçe metnin çevirisi değildir. Farklı bir mevzuata dayanır, farklı haklar sayar, farklı bir veri sorumlusu tanımı kullanır. Çeviri olarak yayımlanan bir politika okunabilir ama hukuken karşılıksız kalır. Aynı şey mesafeli satış sözleşmesi, cayma hakkı süresi ve garanti koşulları için de geçerlidir. Bu dört metin, yerel danışmanlık bütçesi ayrılacak yer varsa oradır.

Testi ana dili konuşan biri yapmalı

Çevirmen metnin doğru olduğunu söyler, editör metnin yerinde olduğunu söyler. İkisi aynı iş değil. Yerel bir okuyucunun ilk oturumda yakaladığı şeyler genellikle çeviri hatası bile değildir: samimiyet düzeyinin yanlış seçilmesi, tarih ve sayı biçimi, ülkeye göre anlamı kayan bir görsel, kültürel karşılığı olmayan bir deyim.

Arayüz tarafında en sık kırılan yer düğmelerdir. Türkçe ve Almanca gibi birleşik kelime üreten dillerde etiketler İngilizce karşılıklarından uzar; sabit genişlikli bir düğmede metin ya taşar ya da üç noktayla kesilir. Bu tür bir hata çeviri dosyasında görünmez, yalnızca gerçek ekranda görünür. Bu yüzden test, çeviri teslim edildikten sonra değil, çeviri siteye yerleştirildikten sonra yapılır.

Nereden başlamalı

Sıralama önerim şu: tek bir dil ekleyin, o dilde sitenin tamamını değil dönüşüm yolunu yayımlayın, üç ay boyunca o pazardan gelen trafiği ve dönüşümü ölçün. Sayılar bakım yükünü karşılıyorsa ikinci dile geçin. Karşılamıyorsa mesele dil sayısı değildir, o pazardaki teklifinizdir; beşinci dili eklemek bunu düzeltmez.

Kaynaklar