Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Yıldız Tasarımcı Devri Neden Kapandı

Tasarımda Bireysel İmzadan Ekip İşine Geçiş

Philippe Starck'ın adını taşıyan limon sıkacağını alan kimse, arkasındaki ekibi merak etmiyordu. Bugün kullandığımız ürünlerin çoğunun öyle tek bir imzası yok, çünkü tek kişinin kafasına sığacak kadar basit değiller. Yıldız tasarımcıdan ekibe geçiş gerçek bir geçiş, üstelik geri dönüşü de yok. Ama ekip modeli anlatıldığı kadar bedava değil.

İmzanın değeri neden düştü

Yirminci yüzyılda bir tasarımcının ünü, ürettiği nesnenin popülerliğiyle ölçülüyordu. Loewy'nin lokomotifi, Starck'ın mobilyası, bir kampanyanın afişi: hepsi tek kişiye fatura edilebilecek, sınırları belli işlerdi. Starck'ın "tasarladığım her şey gereksizdi" itirafı, o dönemin kendini bitiriş cümlesiydi.

Bugün ürün dediğimiz şey nadiren tek bir nesne. Bir mobil bankacılık akışının içinde arayüz var, metin var, güvenlik kuralları var, sunucu tarafındaki iş mantığı var, çağrı merkezinin gördüğü ekran var, bir de yasal zorunluluklar var. Bunların hepsinde birden iyi olan kimse yok. Olsaydı bile o kişi darboğaz olurdu, çünkü her karar sırasını bekleyecekti.

Takımyıldızı modelinin sessiz maliyeti

Ekip çalışmasının faydaları bilinir: farklı uzmanlıklar bir araya gelir, hatalar erken yakalanır, iş bir kişinin ayrılmasıyla durmaz. Konuşulmayan taraf, iletişimin ölçeğidir. Dört kişilik bir ekipte altı ikili kanal vardır, sekiz kişilik ekipte yirmi sekiz. n(n-1)/2 ile büyüyen bir şey bu, yani ekibe eklenen her kişi kendinden öncekilerin hepsiyle senkron kalmak zorunda.

Sonuç şu: "karmaşık iş, kalabalık ekip" denklemi belli bir noktadan sonra tersine döner. Toplantı sayısı artar, kararlar yavaşlar, kimsenin sahiplenmediği gri bölgeler oluşur. Takımyıldızı benzetmesi hoş duruyor ama gökyüzündeki yıldızların birbirine haber vermesi gerekmiyor. Ekiplerde gerekiyor.

Bunun panzehiri ekibi küçültmek değil, karar sahibini belirlemek. Her tasarım kararının tek bir sahibi olmalı, o sahibin de kararı geri alınabilir biçimde yazması gerekir. Ortak akıl, herkesin her şeye karışması demek değil.

Apple örneği aslında neyi kanıtlıyor

Ekip başarısı anlatılırken hemen her yerde Apple'a gidilir. Sonra da hikâye iki isim üzerinden kurulur: Jobs ve Ive. Bu çelişki dikkate değer. Ürünü yüzlerce kişi yapıyorsa ve biz hâlâ iki isim sayıyorsak, ortadan kalkan şey yıldız tasarımcı değil, yıldıza duyulan anlatı ihtiyacı yerinde duruyor demektir.

Yıldızlı anlatı bugün de üretiliyor, sadece adresi değişti: kurucu ortaklar, tasarım liderleri, konferans konuşmacıları. Ekip modeli işin nasıl yapıldığını değiştirdi, kimin alkışlandığını değiştirmedi.

Tasarım artık tasarımcının tekelinde değil

Empati kurmak, sorunu doğru tarif etmek, bir çözümü kullanıcı üzerinde denemek: bunlar meslek grubuna bağlı yetenekler değil. Eğitimde, sağlıkta, kamu hizmetlerinde bu düşünme biçimini kullanan insanlar var ve çoğunun unvanında tasarım geçmiyor. Bu iyi bir gelişme. Ama tasarımın herkesin işi olması, hiç kimsenin işi olmadığı anlamına gelmiyor; karmaşık bir arayüzü kurmak hâlâ zanaat gerektiriyor.

Bir ekibin iyi çalıştığı nasıl anlaşılır

Ekibin ürettiği ekran görüntülerine bakmayı, aldığı kararların altı ay sonra başkası tarafından okunup sürdürülebilmesine bakmaktan daha güvenilmez buluyorum. Portfolyo o günkü sonucu gösterir; gerekçe kaydı ise ekibin tekrar edilebilir olup olmadığını gösterir. İkincisi olmayan ekiplerde her yeni kişi aynı tartışmaları baştan açar.

Pratikte aranacak şey basit. Bir karar için "neden böyle yaptık" sorusunun yazılı bir cevabı var mı, o cevabı yazan kişi belli mi, ve karar değiştiğinde eski gerekçe siliniyor mu yoksa üstüne mi yazılıyor. Bu üçü varsa ekip çalışıyordur. Yoksa elinizde ekip değil, aynı odada oturan birkaç kişi vardır.

Kaynaklar