Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Bilgisayar İkonlarının Kısa Tarihi: Xerox Star'dan 16 Piksele

Bilgisayar İkonları: Tarihçe, Tasarım Kısıtları ve Favicon Pratiği

Bilgisayar ikonu 1981'de Xerox Star ile geldi: çöp kutusu, klasör, yazıcı. Kırk yıl sonra aynı semboller hâlâ ekranda, ama artık kaydet tuşuna basan çoğu insan eline hiç disket almamış. İkonların anlaşılır olmasını sezgiye değil tekrara borçluyuz, ve bu ayrım tasarım kararlarının neredeyse tamamını belirliyor.

Sembol hangi işi devraldı

İkondan önceki arayüz metindi. Bir dosyayı silmek için komutun adını bilmeniz, doğru yazmanız, doğru sırayla parametre vermeniz gerekiyordu. Xerox Star'ın 1981'de yaptığı şey, bu bilgiyi kullanıcının hafızasından alıp ekrana koymaktı: dosya artık bir kağıt parçası gibi görünüyor, silmek için onu çöp kutusuna sürüklüyorsunuz.

Kazanç hatırlamayı tanımaya çevirmekti. Bir komutun adını hatırlamak zordur, ekranda gördüğünüz on nesne arasından doğru olanı tanımak kolaydır. İlk ikonlar da bu yüzden basitti: siyah beyaz, çizgisel, tek işi olan görseller.

Susan Kare ve 32 pikselin içine sığmak

Xerox Star pahalı ve dar bir çevreye kaldı. Fikri yayan 1983'te Apple Lisa, asıl karakterini veren 1984'te Macintosh oldu. Macintosh ikonlarını çizen Susan Kare, tasarımlarını kareli kağıt üzerinde yaptı, çünkü elindeki alan 32x32 pikseldi ve her piksel ya siyahtı ya beyaz. Ara ton yok, gölge yok, yumuşak kenar yok.

Bu kısıt aslında iyi bir editördü. Bin pikselin altında bir alanda ancak nesnenin en ayırt edici hattını çizebilirsiniz, gerisi zaten kaybolur. Kare'nin ikonlarının kırk yıl sonra hâlâ okunaklı olmasının sebebi ustalık kadar bu zorunlu sadelik.

Renk, gölge ve geri dönüş

1985'te Amiga Workbench renkli ikonları getirdi. Renk süs değildi: aynı simgeyi iki farklı durumda gösterebilmek, dolu klasörle boş klasörü ayırmak mümkün oldu. Sembol tek bir şeyi söylemekten çıkıp durum bildirmeye başladı.

Sonrası bir salınım. 2001'de Mac OS X, ışık yansımalı, hacimli, neredeyse fotoğraf gibi ikonlarla geldi; Windows XP benzer bir yoldan gitti. On yıl sonra iOS 7 ve Windows'un kutucuklu arayüzü aynı ikonları düzleştirdi, gölgeleri attı.

Bunu moda döngüsüne bağlamam. Değişen şey ekranlardı. 2001'in masaüstünde ikon 128 piksellik bir alanda duruyordu ve o alanı doldurmak gerekiyordu; 2013'te aynı simge telefonda, retina ekranda, üstelik yirmi kardeşiyle yan yanaydı. Kalabalıkta ayırt edilmesi gereken bir şeyin dokusu değil silueti işe yarar.

"Evrensel dil" iddiası nerede tutmuyor

İkonlar için sık kurulan cümle şudur: dil bariyerini aşarlar, herkes anlar. Yarısı doğru. Kaydet ikonu disket, oysa disket üreten kalmadı ve yeni kullanıcı o nesneyi hiç görmedi. Yine de simgeyi tanıyor, çünkü anlamı nesneden değil kullanımdan öğrendi. Aynı şey üç çizgili menü simgesi için de geçerli, ilk çıktığında ne olduğu anlaşılmıyordu, şimdi anlaşılıyor.

Buradan çıkan pratik sonuç şu: yerleşmiş bir ikon (büyüteç, çarpı, ev) etiketsiz durabilir. Yerleşmemiş olan duramaz. Kendi ürününüz için tasarladığınız özgün simge, ne kadar zarif olursa olsun, ilk karşılaşmada anlaşılmaz, çünkü kullanıcının onu öğreneceği bir geçmiş yok. Etiket koymak estetik bir taviz değil, öğrenme süresini sıfırlamanın yolu.

16x16: geriye ne kalıyor

Favicon bu tartışmanın en sıkışık hali. Tarayıcı sekmesindeki simge tipik olarak 16x16 CSS pikselinde çizilir, yani 256 piksellik bir alan. Logonuzdaki degrade, ince tipografi, üç renkli katman o alanda görünmez, birkaç piksellik bulanık bir lekeye dönüşür.

Dolayısıyla favicon'u logonun küçültülmüş hali olarak düşünmek çoğu markada çalışmaz. Logodan tek bir ayırt edici parçayı almak, tek renkli bir siluete indirmek ve onu kullanmak daha iyi sonuç verir. Baş harf de geçerli bir çözümdür, kimse bunu kalitesizlik saymıyor.

Bir ikonun anlaşılır olduğuna tasarım dosyasına bakarak karar vermem. Dosyayı gerçek boyutuna indirir, o hâlini konuyla ilgisi olmayan birine gösterir, ne olduğunu sorarım. Cevap gelmiyorsa ikon değil, süs.

Kaynakça

  • Interaction Design Foundation: "A Brief History of the Origin of the Computer Icon" - Link