Eat That Frog: En Zor İşle Başlamak Ne Zaman İşe Yarar
Brian Tracy'nin kitabından geriye kalan kural tek cümle: günün en zor işini sabah ilk iş olarak bitir. Kural gerçekten çalışıyor, ama her işte değil. Nerede tuttuğuna ve nerede insanı boşuna yorduğuna bakmak, yöntemi bir kez daha anlatmaktan daha faydalı.
Kurbağa neyin metaforu
Kurbağa, listede en uzun süredir duran ve her baktığında içini daraltan iş. Mark Twain'e atfedilen söz bunu özetliyor: sabah ilk iş olarak bir kurbağa yersen, günün geri kalanında başına gelebilecek en kötü şeyi atlatmış olursun. Arkasındaki mantık makul, karar verme kapasitesi gün boyunca tükeniyor, en pahalı işi en dolu depoya denk getirmek mantıklı.
Buraya kadar itirazım yok. İtiraz, kuralın uygulanma biçiminde başlıyor.
Yanlış kurbağayı seçmek
Yöntemin klasik anlatımı frog'u "en çok ertelediğin iş" diye tanımlıyor. Peki ertelenmiş olmak neyin göstergesi? Bir iş sıkıcı olduğu için de bekliyor olabilir, gerçekten önemli olduğu için de, ya da hiç yapılmaması gerektiği için.
Daha iyi ayıklayan soru şu: bu iş bugün bitmezse yarın kaç işi bekletir? Sıfır cevabını veren işler haftalarca listede kalır ve kimse fark etmez. Bazı kurbağalar yenmeyi değil, listeden silinmeyi hak ediyor.
Ya iş sana bağlı değilse?
Ertelediğimiz işlerin ciddi bir kısmı zor olduğu için değil, birinin cevabını beklediği için duruyor. Sözleşmeyi onaylayacak kişi, erişimi verecek ekip, fiyatı söyleyecek tedarikçi. Böyle bir işi sabah 09:00'da "yemeye" oturursan yapabileceğin tek şey bir mesaj yazmak, sonra beklemek olur.
Yöntem burada tersine dönüyor: erken bitirmek değil, erken sormak gerekiyor. Pratik ayrım basit. Göreve bak, tamamlanması yalnızca senin çalışmana mı bağlı? Bağlıysa kurbağadır, sabaha alınır. Değilse kurbağa değil, tetikleyicidir: günün ilk beş dakikasında sorusunu sorar, geçersin. Bu ikisini karıştırmak, sabahın en iyi saatini bekleme moduna harcamak demek.
Sabahın herkeste aynı saate düşmemesi
Kuralın "sabah" ısrarı, sabahı günün en berrak saati sayan bir varsayıma yaslanıyor. Kimi insanda öyle. Ama daha belirleyici olan başka bir şey var: çoğu çalışanın sabahı kendisine ait değil. 09:30 stand-up, 10:00 toplantı, arada kalan kırk dakikada ağır bir iş başlamaz, başlarsa da yarım kalır.
Kuralın işleyen hali şu: en zor işi günün ilk kesintisiz bloğuna koy. O blok kimisinde 07:30, kimisinde öğleden sonra üç. (Kod yazılan bir günde blok çoğu zaman öğleden sonraya kayıyor, bunu kusur saymıyorum.) Saati kuralın kendisi sanmak, yöntemin en yaygın yanlış okuması.
Parçalara bölmek metaforu bozuyor
Yöntemin standart madde listesinde iki tavsiye yan yana durur: en çirkin kurbağadan başla, ve görevi yönetilebilir parçalara böl. İkisi aynı anda uygulanamaz. Parçalara bölersen sabah bitirdiğin şey kurbağanın tamamı değil, bir bacağı olur; günün geri kalanına yayılacağı söylenen "en kötüsü geride kaldı" rahatlığı da gelmez, çünkü geride kalmamıştır.
Çözüm ikisinden birini seçmekte. İş iki üç saatte bitiyorsa bölme, bütün olarak sabaha al, yöntemin asıl çalıştığı yer orası. Üç günlük bir işse o zaten kurbağa değil, proje; kurbağa onun ilk dilimi. Dilimi seçerken tek ölçüt var: gün sonunda birine gösterebileceğin bir şeyle bitiyorsa doğru bölmüşsündür, "ilerleme kaydettim" hissiyle bitiyorsa bölmemişsin, sadece işi ötelemişsin.
Kaynaklar
- Identify and Eat Your Frog to Increase Your Effectiveness | IxDF
- Brian Tracy, Eat That Frog, 2001