Deformation Professionnelle ve Dunning-Kruger: Uzmanlığın İki Kör Noktası
Uzmanlık bir kas gibi çalışır: ne kadar kullanırsanız o kadar güçlenir, bir süre sonra da her yükü o kasla kaldırmaya kalkarsınız. Deformation professionnelle ve Dunning-Kruger etkisi aynı tablonun iki ucunda duruyor. Biri çok bilenin görüş açısını daraltır, diğeri az bilenin kendi sınırını görmesini engeller.
Deformation professionnelle: mesleğin gözlüğü
Terim Fransızcadan geliyor, kabaca meslek çarpıtması demek. Bir işi yeterince uzun süre yaptığınızda o işin düşünme biçimi genel bir reflekse dönüşür. Hukukçu akşam yemeğindeki tartışmayı iddia ve delil diye ayırır, cerrah her sorunu çıkarılacak bir parça olarak görür, yazılımcı gördüğü her tekrar eden işi otomatikleştirmeye kalkar.
Çarpıtma refleksin kendisinde değil, refleksin uygulandığı alanın sessizce genişlemesinde. Muhasebe ekibinin üç ayda bir elle yaptığı bir işi script'e çevirmek çoğu zaman iyi fikirdir. O işin neden elle yapıldığını sormadan çevirirseniz, kimsenin açmadığı bir script yazmış olursunuz; elle yapılan adımın içinde genellikle bir kontrol, bir istisna ya da birinin imzası saklıdır.
Bu önyargının bedeli, uzmanın yanlış cevap vermesi değil. Doğru cevabı, yanlış soruya vermesi.
Dunning-Kruger: kendi cehaletini ölçememek
Etki, 1999'da Justin Kruger ve David Dunning'in yayımladığı çalışmayla adlandırıldı. Katılımcılara bir test verildi, sonra kendilerini diğer katılımcılara göre nereye koyduklarını tahmin etmeleri istendi. En düşük dilimdekiler kendilerini ortalamanın üstünde gördü.
Çalışmanın sık atlanan ikinci yarısı da var: en yüksek dilimdekiler kendi performanslarını olduğundan düşük tahmin etti. Bir konuyu gerçekten bilen kişi işin ne kadar zor olduğunu gördüğü için başkalarının da bunu gördüğünü varsayar. Yani etkinin popüler anlatımı ile içeriği örtüşmüyor: mesele sadece cahilin özgüveni değil, herkesin kendini ortalamaya doğru çekmesi.
O meşhur grafiğe biraz temkinli bakın
İnternette dolaşan, önce keskin bir tepe yapıp sonra çukura düşen eğri orijinal çalışmadan çıkmıyor. Çalışmadaki tablo çok daha durgun ve mesele bir yüzdelik dilim tahmini.
Basit bir aritmetik denemesi neden dikkatli olmak gerektiğini gösteriyor. Diyelim herkes, gerçek performansından bağımsız olarak, kendini 65. yüzdelik dilime koyuyor. Gerçekte 10. dilimde olan kişi kendini 55 puan yukarıda görmüş olur. Gerçekte 90. dilimde olan ise 25 puan aşağıda. Grafik çizdiğinizde tam olarak beklenen deseni alırsınız: altta abartma, üstte küçümseme. Oysa buradaki tek varsayım, kimsenin kendi sırasını bilmemesi. Özel bir körlük mekanizmasına gerek kalmadı.
Bu, etkinin tümüyle uydurma olduğu anlamına gelmiyor. Ölçüm hatası ve ortalamaya dönüş, gözlenen farkın ne kadarını açıklıyor sorusu hâlâ tartışılıyor. Pratikte bunun karşılığı şu: birinin kendini yanlış konumlandırması, o kişi hakkında sandığınız kadar bilgi taşımıyor.
Ekipte ne işe yarar
Bir geliştiricinin "bunu yarım günde bitiririm" demesini ben özgüvene bağlamam. Çoğu zaman kodun daha açmadığı kısmını görmemiş olmasındandır ve doğru müdahale kişiyi uyarmak değil, tahmini kodun içinde yaptırmaktır.
İki tuzağın da panzehiri aynı yerde: tahmini geri bildirime bağlamak. Öz değerlendirme tek başına ölçüm değildir, karşılığı olmayan bir sayıdır.
- Tahmini yazılı alın. Sözlü tahmin sonradan hatırlanmaz, yazılı olan karşılaştırılabilir.
- Geri bildirimi işin bitiminde değil, ilk somut çıktıda verin. Üç hafta sonra gelen düzeltme öğrenmeye dönüşmüyor.
- Kararı alanla, sonucunu yaşayanı aynı odada tutun. Meslek çarpıtması en çok bu ikisi ayrıldığında büyür.
Rotasyon, mentorluk, çapraz ekip incelemesi gibi yöntemlerin hepsi işe yarar; ortak yanları kişinin kendi tahminini bir dış ölçüyle karşılaştırmaya zorlamaları. Bunu yapmayan hiçbir yöntem, ne kadar düzenli uygulanırsa uygulansın, uzmanlığın kör noktasına dokunmaz.
Kaynaklar