Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Yaratıcı Blokaj: Fikir Üretmek mi, Fikir Elemek mi?

Fikir Defterini İşler Halde Tutmanın Yolu

Yaratıcı blokaj tavsiyeleri neredeyse hep aynı kapıya çıkar: daha çok fikir üret. Peki üretim tarafı çözülmüş olsa ne olurdu? Elinde yüz sayfa not biriktirmiş biri, hiç not tutmayandan gerçekten daha rahat mı karar veriyor? Tıkanmanın büyük kısmı fikrin azlığından değil, birikeni ayıklayacak bir yöntemin olmamasından geliyor.

Çok fikir üretmenin görünmeyen bedeli

Bol üretmek işe yarar, bunda tartışılacak bir şey yok. Yargılamadan yazdığın ilk yirmi satırın içinden ikisi ayakta kalır, gerisi gider; ama o ikisi ilk denemede aklına gelmezdi. Tavsiyenin sorunu tam burada kesilmesi.

Günde on fikir yazmayı iki yüz elli iş gününe yayarsan elinde iki bin beş yüz satır birikir. Her birine bakıp "buna dönülür mü" demek otuz saniye sürse, listeyi bir kez baştan sona geçmek yirmi saat tutar. Üretim bedava, ayıklama değil. Fikir defteri tutan çoğu kişinin defteri bu yüzden ölür: kayıt kolaydır, dönüp bakmak iştir.

Defteri bir kuyruk gibi çalıştır

Girişi serbest bırak, çıkışı disiplinli tut. Haftada bir yarım saat ayır, listeyi tepeden geç ve üçe böl: şimdi denenecek, bir şey beklenen, gitti. Üçüncüsü gerçekten silmek olsun. Arşivlemek silmenin kibar hali değil, ertelemenin kibar hali; arşiv büyüdükçe listeye dönme isteğin azalır ve bir süre sonra defteri açmaz olursun.

Bu ritüelin zor tarafı şu: elemek üretmekten yorucudur. Bir fikri yazarken kaybedecek bir şeyin yok, silerken var.

İlham içeriden mi gelir, dışarıdan mı?

Klasik tavsiye ikiye ayrılıyor. Bir taraf kendi sıkıntılarına bak diyor, diğer taraf çevreni gözlemle. İkisi de doğru ama aynı anda değil. Kendi yaşadığın problem, çözümün işe yarayıp yaramadığını görmenin en ucuz yolunu verir; deneği evde bulursun, haftalarca kullanıcı aramazsın.

Peki hiç yaşamadığın bir problemi çözmeye kalksan ne olur? O zaman gözlem zorunlu hale gelir, üstelik uzaktan bakmak yetmez. Bir işi günde sekiz saat yapan birinin yanında yarım gün durmak, o konuda okunacak on makaleden fazlasını anlatır. Dışarıyı gözlemlemenin asıl değeri yeni fikir vermesi değil, kendi alışkanlıklarının seni kör ettiği yeri göstermesi.

Rutin bozmak gerçekten işe yarıyor mu?

Farklı kapıdan çıkmak, kahvaltıda yeni bir tarif denemek türü öneriler bu listelerde çok yer kaplar. Karşılığı düşük. Zihnin tıkandığı yer sabah rotan değil, aynı girdiyle aynı sonucu üretmesi.

Değiştirilmesi gereken şey girdi. Hiç ilgilenmediğin bir alanda bir kitap bitir, işini bilmediğin biriyle bir saat konuş, kendi alanında senden farklı düşünen birinin yazdıklarını sonuna kadar oku. Bunlar yeni kapıdan çıkmaktan zahmetli, sonucu da o oranda farklı.

Ara vermek, sürecin ikinci yarısı

Yürüyüşte gelen fikir hikâyeleri doğru, ama eksik anlatılıyor. Ara vermek ancak problemi zihnine yeterince yüklediysen çalışır. Üzerine çalışılmamış bir konuda mola vermek mola olur, başka bir şey değil. Sıralama önce yoğun uğraş, sonra bırakmak; tersi değil.

Birlikte düşünmek, ama sırayla

Kalabalık beyin fırtınasının bilinen bir kusuru var: ilk konuşan odayı çapalar. Sonraki herkes farkında olmadan o fikrin etrafında dolanır, çeşitlilik daha ilk on dakikada kaybolur.

Bunu düzeltmek kolay. Toplantıyı sessiz başlat, herkes on dakika kendi listesini tek başına yazsın, sonra sırayla masaya koysun. Tartışma bütün fikirler ortaya çıktıktan sonra açılsın. Aynı kişilerle, aynı sürede, belirgin biçimde daha geniş bir liste alırsın; tek yaptığın konuşma sırasını değiştirmek olur.