Heuristik Değerlendirme: Nasıl Yapılır, Ne Kadarını Bulur
Heuristik değerlendirme, bir arayüzü gerçek kullanıcıya göstermeden önce birkaç uzmanın kabul görmüş ilkeler listesiyle taramasıdır. Yöntemin tanıtımı hep aynı iki kelimeyle yapılır: hızlı ve ucuz. İkisi de sürenin ve bütçenin ölçüsü, bulunan şeyin değil.
Ne bulur, ne bulmaz
Heuristik değerlendirme tutarsız adlandırmayı, kaybolan geri bildirimi, anlamsız hata mesajını, geri dönüşü olmayan adımı iyi yakalar. Bunlar arayüzün kendi içinden görülebilen kusurlar, kullanıcıya sormaya gerek yok.
Yakalayamadığı şey kullanıcının kafasındaki model. Bir ekran on ilkenin hepsine uyup yine de yanlış soruyu sorabilir, çünkü ilkeler ekranın kendi mantığı içinde tutarlı olup olmadığına bakar, o mantığın kullanıcının işine karşılık gelip gelmediğine değil. Uzman ürünün ne yaptığını bildiği için kullanıcının bilmediğini unutur. Bu yüzden yöntemin yeri kullanıcı testinin yerine değil, öncesidir; sıra tersine dönerse pahalı test seansları listeyle on dakikada bulunacak şeyleri bulmakla geçer.
Nielsen'ın on ilkesi
Rolf Molich ve Jakob Nielsen'in 1990'da derleyip 1994'te bugünkü haline getirdiği set hâlâ en yaygın kullanılanı. Otuz yılı aşkın donanım değişimine dayanmasının sebebi, ilkelerin ekran teknolojisine değil belleğe ve dikkate bağlı olması.
- Sistem durumunun görünürlüğü: kullanıcı her an ne olduğunu görsün.
- Gerçek dünyayla uyum: terimler kullanıcının dilinde olsun, sistemin değil.
- Kullanıcı kontrolü: geri alma ve çıkış her adımda açık olsun.
- Tutarlılık: aynı simge ve sözcük her yerde aynı şeyi anlatsın.
- Hata önleme: hata mesajı yazmak yerine hatayı mümkün olmaktan çıkarın.
- Tanıma, hatırlama değil: seçenekler görünür olsun, ezber beklenmesin.
- Esneklik: acemi için kılavuz, deneyimli için kısayol.
- Sade tasarım: her ek bilgi, yanındakinin görünürlüğünü azaltır.
- Hatadan çıkış: mesaj neyin yanlış gittiğini ve nasıl düzeleceğini söylesin.
- Yardım ve belge: aranabilir olsun, adım adım olsun, kısa olsun.
Listenin örnekli hali Nielsen Norman Group'un sayfasında duruyor.
İki tur, tek liste
Pratikte yürüyen düzen şu: değerlendiriciler ürünü önce serbestçe dolaşır, akışı ve yapıyı tanır. İkinci turda aynı ekranlara ilke listesiyle döner ve her bulguyu tek tek kaydeder. Tek turda hem tanıyıp hem denetlemeye çalışmak, ilk on dakikanın bulgularını sonrakilerin gölgesinde bırakıyor.
Değerlendiriciler birbirinden ayrı çalışır, listeler ancak sonunda birleştirilir. Ortak oturumda ilk konuşanın dediği diğerlerinin gördüğünü belirliyor; bunu engellemenin yolu, ayrı çalışmak.
Beş değerlendirici rakamının içi
Yöntemi savunurken en sık kullanılan cümle, beş uzmanın sorunların yaklaşık dörtte üçünü bulduğu. Rakam gerçek, okunuşu genellikle yanlış.
Nielsen'ın verisinde tek bir değerlendirici sorunların üçte birine yakınını buluyor. Bulgular birbirinden bağımsız olsaydı beş kişinin kaçırdığı pay yüzde on iki civarında kalır, yani toplam yüzde seksen beşin üstüne çıkardı. Raporlanan oran bunun altında. Aradaki fark örtüşme: beş kişi büyük ölçüde aynı bariz sorunları görüyor, uzun kuyruk kimsenin listesine girmiyor. Altıncı kişi de o kuyruğu getirmez. Getiren şey sayı değil, farklı bakan kişi; ekibi uzmanlık alanına göre karıştırmanın kalabalıklaştırmaktan daha çok işe yaramasının sebebi bu.
Yanlış alarm tarafı da hesaba katılmalı. Uzman, listeye uymadığı için işaretlediği bir ayrıntıyı sorun sanabilir, oysa kullanıcı onu hiç fark etmiyordur. Ayıklamanın ucuz yolu her bulguya tek soru sormak: bu, kullanıcıyı yapmak istediği işten alıkoyuyor mu?
Rapora dönüşen bulgu ölü bulgudur
Bulguları ben genelde doğrudan iş kaydı biçiminde yazdırırım: hangi ekran, hangi adım, hangi ilke, önerilen değişiklik ve o değişikliğin kabaca maliyeti. "Tutarlılık ilkesi ihlal edilmiş" diye biten bir madde kimsenin sırasına girmiyor, çünkü onu okuyan geliştirici için elinde eyleme dönüşebilecek hiçbir şey yok.
Maliyet tahmini de listeyi kendiliğinden sıralıyor. Tek bir metin değişikliğiyle kapanan on bulgu, aynı sprintte üç aylık bir yeniden yapılanma öneren tek bulgudan daha fazla iş görür. Heuristik değerlendirmenin gerçek getirisi bu ayrımı ucuza yapabilmesi; bulunan sorun sayısı değil, düzeltilen sorun sayısı.