Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Araştırma Raporu Yazımı: Bulguyu Karara Çevirmek

Kullanıcı Araştırması Raporunda Ne Kalmalı, Ne Çıkmalı

Araştırma bitti, notlar duruyor, ekip bekliyor. Raporun işi burada başlıyor: eldeki gözlemleri başka birinin karar verebileceği bir biçime sokmak. Çoğu rapor okunmadan arşive gidiyor, sebebi de verinin azlığı değil; metnin kime yazıldığının belli olmaması.

Önce şunu belirle: rapor kime gidiyor

Bir araştırma raporunun okuyucusu tek kişi değildir. Yöneticinin öğrenmek istediği şey kararın ne olduğu. Uygulamayı yapacak geliştiricinin öğrenmek istediği şey hangi ekranda tam olarak neyin değişeceği. Bu iki soru aynı metinle cevaplanmıyor.

Herkese giden tek bir kapsamlı raporu, aynı bulgunun iki ayrı uzunlukta yazılmış halinden daha az güvenilir buluyorum. Uzun rapor okunmaz, okunmayan rapor da kararı değiştirmez. İki sayfalık bir özet ile ona bağlı detaylı ek aynı içeriği taşır, ama ikisi de kendi okuyucusuna ulaşır.

Bölümler ve yazılma sırası

Sırayla bakalım. Bir raporda aslında şu parçalar var:

  1. Yönetici özeti: en fazla bir sayfa, bulgular ve karar önerisi.
  2. Amaç ve kapsam: hangi soruya cevap arandı, neye bakılmadı.
  3. Yöntem ve kısıtlar: kaç kişi, nasıl, hangi koşullarda.
  4. Bulgular: gözlem, kanıt, etkilenen ekran ya da akış.
  5. Öneriler: her bulgunun karşısına somut bir aksiyon.

Yönetici özeti en başa konur ama en son yazılır. Bulguları yazmadan özet yazmaya çalışmak, araştırmaya girerken aklında olan hipotezi özet diye kâğıda geçirmekle sonuçlanıyor genelde.

Uzunluk hedefi koymaya gerek yok. Her bulgu bir kanıta bağlıysa metin zaten kısalır; bağlanamıyorsa sayfa sayısını düşürmek de kurtarmaz.

Bulguyu sayıyla anlatırken

Beş kişilik moderasyonlu bir testte bir katılımcı ödeme adımında takıldıysa, bunu "kullanıcıların %20'si" diye yazmak teknik olarak doğru, pratikte yanıltıcı. Beş gözlemden çıkma bir orandır o. Aynı veri için %95 güven aralığı kabaca %1 ile %72 arasına yayılır, yani gerçek oran hakkında neredeyse hiçbir şey söylememiş olursun.

Çözümü basit: ham sayıyı yaz. "5 katılımcıdan 1'i" hem dürüst hem de ağırlığı okuyucunun kendi tartmasına izin veriyor. Yüzde, örneklem yüzlerle ölçülen anket ve analitik verisi için uygun; orada da aralığı yanına koymak gerekir.

Bu, tek kişide görülen sorunun değersiz olduğu anlamına gelmez. Bir katılımcının takıldığı arayüz hatası gerçek bir hatadır. Şüpheli olan, o hatanın yaygınlığına dair iddiadır.

Kısıtları yazmak raporu zayıflatmaz

Yöntem bölümü çoğu raporda formalite. Hangi teknik kullanıldı, kaç kişiydi, bitti. Oysa asıl işe yarayan kısım kısıtların listesi.

Katılımcıların hepsi mevcut müşteriyse yaz. Test masaüstünde yapıldı ama ürünün trafiğinin büyük kısmı mobilden geliyorsa yaz. Senaryo gerçek hayatta olmayacak kadar temiz kurulduysa onu da yaz. Altı ay sonra biri raporu açıp "bu sonuç neden böyle çıkmış" diye sorduğunda cevabı orada bulacak. Kısıtını gizleyen rapor, bir süre sonra kimsenin güvenmediği rapor oluyor.

Rapor teslim edilince iş bitmiyor

Her bulguya bir numara ver ve o numarayı iş takip sisteminde açılan kaydın içine koy. Küçük bir alışkanlık, etkisi büyük: aylar sonra bir ekranın neden böyle tasarlandığı sorulduğunda, koddaki değişiklikten araştırmadaki gözleme giden zincir kopmadan izlenebiliyor.

Format da sabit değil. Bulguların çoğu tek bir akışla ilgiliyse, uzun bir belge yerine o ekranların görüntüsü üzerine numaralanmış notlar çok daha hızlı iş görür. Belgeyi biçim olarak seçmek bir karar, varsayılan değil.

Kaynaklar