Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Yaratıcı İşte Tıkanma: Nedene Göre Çözüm Seçmek

Tıkanan Bir İşi Yeniden Akıtmanın Pratik Yolları

Yaratıcı bir işte tıkanmak tek bir olay değil, birbirine benzemeyen üç ayrı durumun ortak adı. Aynı çözümü hepsine uygulamak bu yüzden çoğu zaman boşa gider: işi küçük parçalara bölmek ertelemeyi çözer, bitkinliği derinleştirir. Tıkandığınızda ilk iş yöntem seçmek değil, hangi tıkanmanın içinde olduğunuzu anlamak.

Tıkanma dediğimiz şey ne

Bir işte ilerlemek için iki şey gerekir: bir sonraki somut adımın ne olduğunu bilmek ve o adımı atmaya yetecek kapasiteye sahip olmak. Tıkanma, bunlardan birinin eksildiği andır. Adımın kendisi belirsizse kararsızlıktır, adım belli ama başlayamıyorsanız ertelemedir, ikisi de yerindeyken hiçbir şey olmuyorsa bitkinliktir.

Üçünü ayırmanın pratik yolu, tıkandığınızda onun yerine ne yaptığınıza bakmaktır:

  • Gelen kutusunu temizlemeye, masayı toplamaya başlıyorsanız erteleme.
  • Araştırmayı sürdürüyor, sekme açıyor, benzer örnek toplamaya doyamıyorsanız kararsızlık.
  • Ekrana bakıp hiçbir şey açmıyorsanız bitkinlik.

Erteleme: parçalayın, ama parçanın boyutuna dikkat edin

Erteleme çoğunlukla işin büyüklüğünden değil, ilk adımın belirsizliğinden doğar. Belirsiz bir adımı atmak için önce onu tanımlamak gerekiyor ve zihin bu ikili yükü sevmiyor. Parçalama tam burada işe yarar: kaynakları bir dosyada toplamak, kaba bir taslak çizmek, sadece başlığı yazmak. Hiçbiri işi bitirmez, hepsi işi başlatır.

Parçalamanın bir sınırı var ve bu sınır tavsiyelerin çoğunda atlanıyor. Her yeniden başlayış bir bağlama girme maliyeti taşır: dosyaları açmak, nerede kaldığınızı hatırlamak, kafadaki modeli tekrar kurmak. Parça bu maliyeti karşılayacak kadar büyük olmalı. On beş dakikalık işleri alt alta sıralamak kâğıtta düzenli görünür, pratikte günün yarısı yeniden ısınmayla geçer.

İkinci tuzak, zorlandığınız adımı atlayıp kolay olanları bitirmek. Bir kez yapıldığında iyi bir hamle. Listede yalnızca zor adımlar kalmışsa parçalama artık ilerleme aracı değil, kaçış aracıdır ve o noktada elinizde sabah yapamadığınız işin aynısı, üstüne de kaybedilmiş bir gün vardır.

Kararsızlık: iki yolun kesiştiği yerden başlayın

İki seçenek arasında kalmak işi durdurur, çünkü karar verilmeden her hareket riskli görünür. Çıkış, kararı zorlamak değil; karardan bağımsız olan işi bulmak. İki seçeneğin de ihtiyaç duyduğu alt görevler neredeyse her zaman vardır, oradan başlarsınız ve ilerledikçe seçenekler kendi aralarında ayrışır.

Bir keresinde iki veritabanı şeması arasında iki gün karar veremedim, sonunda ikisinin de gerektirdiği taşıma kodunu yazıp devam ettim; hangi şemanın kalacağı ertesi gün kendiliğinden belli oldu.

Kaba prototip aynı işi başka yoldan yapar. Bağlanma seviyesi düşük olduğu için yanlış çıkması bir maliyet doğurmaz, buna karşılık tartışmanın döndüğü soruyu bir saatte cevaplar. Kararın geri alınabildiği durumlarda konuşmayı kesip taslağı yapmak daha hızlı sonuç verir. Veri modeli ya da fiyatlandırma gibi geri alınamayan kararlarda bu tersine döner, orada acele etmemek doğrudur.

Bitkinlik: mola ile görev değiştirmek aynı şey değil

Bitkinken başka bir göreve geçmek üretkenlik hissi verir, oysa zihinsel yükü indirmez, sadece yükün adresini değiştirir. Araştırma yapmak ya da örnek toplamak kararsızlığa iyi gelen destek işleridir; kapasite bittiğinde onlar da yürümez. Bitkinliğin çözümü işi gerçekten bırakmak, ekranın olmadığı bir yere gitmek.

Bunun işe yarayan bir yan etkisi var: takıldığınız sorunun cevabı genellikle siz başka bir şey yaparken gelir. Ama mola verilirse gelir, masada direnirken gelmez.

Süre sınırı hangi tıkanmada işe yarar

Kendinize yapay bir son tarih koymak ertelemede güçlü bir araçtır, çünkü ertelemenin beslendiği şey işin süresizliği. Kararsızlıkta da çalışır: süre bir seçim yapmaya zorlar ve kararların çoğu geri alınabilir olduğu için bu genelde iyi bir alışveriştir. Bitkinlikte ise ters teper, kapasitesi kalmamış birine son tarih vermek yalnızca suçluluk üretir.

Sınırın gerçekten tutan biçimi, kendinize değil başkasına verdiğiniz sözdür. Kendi koyduğunuz süreyi kaçırmanın bedeli yok, o yüzden de bağlayıcılığı yok. Yarın öğlen birine gönderecekseniz o iş yarın öğlene kadar biter.